Son Dakika Haberler

Karartma Günleri

Karartma Günleri
Okunma : 545 views Yorum Yap

Duydum ki Halk TV ekranları karartılıyor. Duydum ki şundan dolayı karartılıyor:

“Yayınlar, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin varlık ve bağımsızlığına, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne, Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamaz.”

Komiksin kardeşim,
Gülmekten kasıklara ağrı sokacak kadar
Komiksin,
Etkin trajediler yaratacak kadar
Komiksin işte,
İşi gücü bıraktırıp açlığa talim ettirecek kadar
Komiksin kardeşim,
Çok güldük, başımıza bir iş gelecek dedirtecek kadar
Güller, karanfiller, hanımeliler güzel kokar
Güzel kokmak onların fıtratında var
Komiklikse senin fıtratında
Komiksin, kardeşim güldürüyorsun
Gülüşümüz ölüm gülüşü
Gülüşümüz risus sardonicus

Atatürk ilke ve inkılaplarına aykırı olamaz demek ne demek? 1982 Anayasasının 174’ncü maddesi demek. Bu maddeye aykırı olamaz demek. Peki, nedir bu 174’ncü madde?

Anayasanın hiçbir hükmü, Türk toplumunu çağdaş uygarlık seviyesinin üstüne çıkarma ve Türkiye Cumhuriyetinin laiklik niteliğini koruma amacını güden, aşağıda gösterilen inkılap kanunlarının, Anayasanın halkoyu ile kabul edildiği tarihte yürürlükte bulunan hükümlerinin, Anayasaya aykırı olduğu şeklinde anlaşılamaz ve yorumlanamaz.

1. 3 Mart 1340 tarihli ve 430 sayılı Tevhidi Tedrisat kanunu;
2. 25 Teşrinisani (Kasım) 1341 (1926) tarihli ve 671 sayılı şapka iktisası (giyinmek, giymek) hakkında kanun;
3. 30 Teşrinisani 1341 tarihli ve 677 sayılı tekke ve zaviyelerle türbelerin seddine ve türbedarlıklar ile bir takım unvanların men ve ilgasına dair kanun;
4. 17 Şubat 1926 tarihli ve 743 sayılı Türk kanuni medenisiyle kabul edilen, evlenme akdinin evlenme memuru önünde yapılacağına dair medeni nikak esası ile aynı kanunun 110’nuncu maddesi hükmü;
5. 20 Mayıs 1928 tarihli 1288 sayılı beynelminel erkanın kabulü hakkında kanun;
6. 1 Teşrinisani 1928 tarihli 1353 sayılı Türk harflerinin kabul ve tatbiki hakkında kanun;
7. 26 Teşrinisani 1934 tarihli ve 2590 sayılı efendi, bey, paşa gibi lakap ve unvanların kaldırıldığına dair kanun;
8. 3 Kanunuevvel (Aralık) 1934 tarihli ve 2596 sayılı bazı kisvelerin giyilemeyeceğine dair kanun
.”

İlginçtir ama 667 sayılı yasa ilk defa CHP’nin 1947 yılındaki 7. Kurultayında Hamdullah Suphi Tanrıöver ile dillendirilmiştir.

İkinci dünya savaşı biteli iki yılı geçkin bir zaman söz konusudur. Tanrıöver bu kurultayda, gençlere milliyetçilik duygusunun verilmesi için türbelerin tamir edilmesini, açılmasını önerdi. Sonra ne oldu?

1950 Seçimlerine gitmeden önce Ocak 1950’de Şemsettin Günaltay başbakanken 5566/1 numaralı yasa ile kanun değişikliğe uğratılıp türbeler yeniden açıldı. 1990 yılında (yani 1982 anayasasından 8 yıl sonra) 3612/5 sayılı yasa ile türbelerin açılması için bakanlar kurulu onayının alınması şartı ortadan kaldırıldı ve kültür bakanlığının onayı yeterli görüldü.

Siyasilerin tarikat mensuplarıyla ilişkileri sonucu tarikatların itibar kazanmasıyla yasa uygulanır olmaktan çıktı.

Oysa yeni Cumhuriyet’in kurucuları kanunları tarihten çıkardıkları dersler neticesinde oluşturuyorlardı. Osmanlı döneminde tekke ve zaviyelerin giderek çalışmaksızın tevekkül ile yaşamayı tercih edenle dolup taşmaya başladığı gerçeği vardı. Yaşarken dünyanın gerçeklerinden uzaklaşarak uhrevi aleme çekilen insanlarla sanayi toplumuna geçiş sağlanamazdı. Toplumun bir enerjiye, bir atılıma, tabiri caizse silkinip uyanmasına gereksinimi vardı. Yeni cumhuriyet bu kanunları, çağdaşlaşmış ülkelerin yaptığı gibi insanları çalışmaya, bu çalışmalarıyla yaşarken ödülünü almaya çağırıyordu. Yaşarken çalışmasının ödülünü almak aynı zamanda toplumun kalkınması için kaçınılmaz görünüyordu. Osmanlıda görülmüştü ki, türbeler türbedarlar eliyle ölmüş olanların manevi varlıklarından nemalanmak yerleriydi ve çoğu kez dini siyasete alet ederek aslında masum olan insanları suça teşvik ediyordu. Kısaca yeni cumhuriyet “şeyhler, dervişler ve müritler memleketi olamazdı. 677 sayılı kanun yaptığı bu amacı gerçekleştirmek için tekke, zaviye ve türbeleri kapattı, bir kısmını onarıp müzeye dönüştürdü, türbedarlıklar, şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, nakiplik, halifelik, falcılık, büyücülük, üfürükçülük, muskacılık gibi san ve vasıflar yasaklandı.

Bugün, çevremize bakıyoruz hepsi var, anayasaya bakıyoruz yasaklandıkları yazıyor, bugün cımbızla ayıklamaya gayret gösterseniz yasaya pek az muhalefeti ancak görebileceğiniz Halk TV bu maddeyi de içeren nedenden karartılıyor. Gülmemek elde değil, acı acı gülümsememek elde değil…

İrfan Kaban