Son Dakika Haberler

Postmodern camide namaz olur mu?

Postmodern camide namaz olur mu?
Okunma : 67 views Yorum Yap

mahiye_45Daha önce Beştepeler Camisinin eğri siyah âlemlerini ve siyah kubbelerini fotoğraflarıyla göstermiştim. Dikkatinizden kaçmış olabilir, 2009 yapımıdır. Karşısındaki kaçak sarayın personeli de orada Cuma namazı kılacak. Ancak belirteyim ki o cami yakında yüzlerce personele yetmeyecek, bahçesinde yeni bir cami yapılacaktır. Onun da nasıl postmodern cami olacağını tahmin etmeniz için yeni camilerin nasıl yapıldığına dikkatinizi çekmek istiyorum.
Önce 2004 yapımı Karşıyaka’nın mezarlık camisini görelim. 2004 yapımıdır, uzaktan görünüşü bir Roma katedralidir. Kubbesi yoktur, âlemi (hilal) eğridir ve altında bir çan külahı vardır. Dış yan duvarındaki çiniler on yılda soldu, üzerine kar yağmış gibi seçilemez haldedir.
İç mekânda, mihrabın iki yanında güney yönünde yer alan dört pencereden giren kuvvetli gün ışığıyla cemaatin gözleri kamaşacak ve koyu kahverengi olan mihraba bakması sorun olacaktır. Minber derseniz, duvarın dibine itilmiş, cemaatin en uzak noktasındadır.
Tepede dairesel olması gereken kubbe yerine kare boyanmış bir şekil, ortasında da haç mı artı mı diye merak edeceğiniz bir beyaz çizim görürsünüz ve karenin kenarlarında yedişer papaz lalesi görürsünüz. Mavi beyaz tavan nakışlarına bakarken nerde bizim camilerimiz diye aranırsınız.
Bir de siz bakın bakalım, bildiğiniz Selçuklu camilerine benziyor mu?

Karenin köşelerinde birer papaz lalesi, kenarlarına dizilen dualar ise olması gereken şekilde dairesel değildir.
Dairesel olması gereken tavan resmi dörtgen çizilmiş ve kenar çizgilerine farklı kalınlık verilerek bu resme üçüncü boyut verildiğini fark ettiniz mi?

Cami girişindeki levhada caminin adı Türkçe kurallarına aykırı yazılmıştır.
AHMET EFENDİ
CAMİİ 2004
Harflerin tümü aynı puntoda olmalıydı. Okunuşu o zaman “Ahmet Efendi Camii” olur.
…..
Şimdi bir de yeni yapılmakta olan Aşağı Yahyalar’daki bir cami inşaatına bakalım.
Kubbenin yarısı gitmiş, önden görünüşü kubbe değil karpuz dilimi. Dilimin üzerine büyük harflerle “Bir hilal uğruna yarab ne güneşler batıyor” yazılmış. Bu bir şiir dizesidir, mezar taşına yazar gibi buraya yazılır mı, diye düşünürken baktım caminin duvarları da bir tuhaf; ön yarısı tabut şeklinde, arkası silindir! Çok tuhaf, birçok yarım şekil üst üste, hepsi birbirine asimetrik halde. Üzerinde kesilmiş kubbe dilimi!
Bu camiye kimler gidecek derseniz, az ötede yürüme mesafesinde Yahyalar semtinin büyükçe iki camisi var. Burası ise henüz inşaat halinde küçük bir yer ve arsalar bom boş.
Ancak 50 metre kadar önünden araçların süratle geçtiği Gimat-Karşıyaka(mezarlığa gider) otoyolu var. Bu yolda seyreden araçları artık bir tehlike bekleyecek. Sürücünün gözü bu dilimli kubbeye ister istemez takılacak ve dikkati dağılacaktır.
Sanki bu postmodern asimetrik cami buraya otoyoldan geçen araçların kaza yapması için, bu anlamda şeytana hizmet için inşa edilmektedir. Anımsayalım, asimetrik şekillere, dikkat dağıtma özellikleri nedeniyle halk arasında “içinde şeytan var” denir, boşuna söylenmemiştir.
Dikkatle bakın, kubbesi tavanla birleşiyor; yukarıdan inen gün ışığı olmayacak. Camide gün ışığının yukarıdan ve şems dizilişindeki camlardan, her yönden ışığın eşit girmesi önemlidir. Sağlıklı olan ışık budur, içeride gölge yapmaz.

Bu kadar büyük kubbeye bu kadar küçük cami çok uyumsuz duruyor.
Haydi bu kubbenin altında bir hutbe okuyun bakalım, akustik ne hale gelir görün. Sesinizi caminin bu tarafında oturanlar başka duyar, diğer tarafında oturanlar başka duyar; ses dalgaları eşit yayılım yapmayacakları için ekolar oluşur, kulaklarınızda çınlamalar başlar, siz de kulaklarıma ne oldu demeye başlarsınız. Bu camide namaz kıldıran imam da, namaz kılan cemaat de aynı risk altında olacaktır.

Bu caminin iç avlusunda dairesel bir durum daha seziliyor ki bu da kubbeyle bir daha asimetri yapar. Defalarca kutsal döngüye (çarkı feleğe) aykırılık görüyoruz.
Bu kadar uyumsuzluk kutsal döngüye neden terstir, bunu izah edecek ilahiyatçılar da artık bulunmuyor. Kutsal döngüye ters işler yapmayın, kaderiniz buna bağlıdır, diye uyarıldığımız ayetleri bilenler lütfen cesaretle öne çıksın, anlatsın.
Camiye gidenin aklı camide dağıtılacak, okula gidenin aklı okulda dağıtılacak, yola çıkan sürücünün aklı yolda dağıtılacak, her yerde şeytan tuzakları var. Bu halk da camiler de gerçekten sahipsiz kaldı. İçine şeytan girmeyen ne kaldı, iyi bakın. Nerede insan varsa oraya girdiler bozdular.
Yeniden soralım; kutsal döngüye aykırı olan, asimetrisi bozuk olan, yani postmodern camide namaz olur mu?
İşte bakın, kapısında mavi bayraklı AB tabelası olan bir meslek lisesi. Bu okul “AB Uyum kapsamında bir okuldur” diyor. Uyum adına, çivi çakmayı bile öğretmeyen içi boş okullar haline getirildiler. Camiler de bu uyum protokolüne dahil görülüyor.

​İsterseniz AB’ye alınmış Yunanistan’ın eğitimi ne hale geldi bir bakın. Başbakan Davutoğlu önceki gün Yunanistan sınırına gitti, güya asker ziyareti yaptı, karşıya geçti, oradan gülücüklerle Yunan başbakanıyla konuştu. Mesajı ben şöyle aldım, bizim başbakan AB’yle restleşmeye geçtiği şu günlerde AB’den kopmak üzere olan Yunanistan’la beraberiz mesajı verdi. Yunanistan’da ne eğitim kaldı ne sağlık, bizimkini de o hale getirmek üzere olduklarını biliyoruz, öyleyse dürüstçe AB Uyum Protokollerinden çekilme kararını alsak ya…
Camiler, okullar, hastaneler, tarlalar, meralar, madenler, dereler, denizler, kışlalar ve daha nereler, ne hale geldik, uyum açılım diye diye battık.
Artık ne o postmodern kitaplarla okul okunur, ne bu postmodern camilerde namaz kılınır.
Beyler, o dilimlediğiniz kubbenin kesiğine “Bir hilal uğruna yarab ne güneşler batıyor” yazarken batmakta olan güneşi tasvir ettiniz, benziyor da. İşte size son sözüm:
İçine sızdığınız her şeyi batırıyorsunuz ve siz bizi böyle tarihe gömebileceğinizi zannediyorsunuz, oysa güneşi batırmaya kalkışmanız boşa çabadır, güneşi batıramazsınız.
İşbirlikçilerinizle ve taptığınız paralarınızla birlikte tarihe siz gömüleceksiniz.

26.12.2014
Mahiye Morgül