Son Dakika Haberler

BOĞAZİÇİ SEVDALILARINA…Oya ENGİN

BOĞAZİÇİ SEVDALILARINA…Oya ENGİN
Okunma : 107 views Yorum Yap

İstanbul kelimelere sığmayan, hayalleri zorlayan,  bazen sevilen,  bazen uzaklaşmak  istenen ama  uzaklaştıkça  özlem duyulan,  içinde yaşanırken kıymeti bilinemeyen ve en sonunda yine hasretle geri  dönülen,  gecesi  başka ,  gündüzü başka güzel,  eşi benzeri bulunmayan bir şehir.

Son yıllarda içinden birkaç şehir çıkaracak kadar büyümesine ve ülkenüfusunun  büyük bir çoğunluğunu barındırmasına rağmen iyi ve güzel yanlarıyla hala şiirlere, hikayelere, şarkılara ilham kaynağı olabilen bir dünya şehri.

Dünya şehri demekten kastım, yaşamlarının kısa bir anını bu şehirde geçirmelerine rağmen yabancı uyruklu tanıdıklarım hala İstanbul’u unutamadıklarını ve ilk fırsatta yine dönüp daha uzun zaman kalmak istediklerini hatta sosyal paylaşım sitelerinde Türk mutfağına has  yemekleriyaptığmız zaman fotoğraflarını çekip yollamamı böylece biraz olsun hasret giderebileceklerini söylüyorlar.

Geçen hafta  bir doğum günü vesilesiyle Boğaziçi’nin güzel ve tarihi semtlerinden biri olan Rumelihisarı”nın tepelerinde toplanıp kendimizi  ıhlamurların iç bayıltan kokularına, kuşlara, martılara, börtü böceğe, denize, suların üzerinde gelin gibi süzülen gemilere teslim ettik. Bunları yaparken de rahmetli yazarlarımızdan Kerime Nadir’i de saygıyla andık. Gençlik yıllarında kitaplarını okuduğumuz ve  özellikle Boğaziçi konulu romanlarında  doğayı, güneşi, rüzgarı  anlatırken  yaptığı tasvirler o anların güzelliğini yaşatırken bizi  geçmişe,  35  yıl öncelerine götürdü.  İlk yaz aylarında  geçen romanlarında erguvanların  Boğaziçi”nin nadide süslerinden olduğundan  , ıhlamurların kokularından  bahsederken hafif hafif esen  akşam rüzgarlarına karşı roman kahramanı kadınların omuzlarına aldıkları kaşmir hırkalara kadar anılarımızı tazeledik.

Bulunduğumuz mekan şairin dediği gibi ” Sana dün bir tepeden baktım Aziz İstanbul”  dedirten  güzellikteydi.  Arka masamızda Türk bir ailenin konuğu olan  Kore’li bir grup  çoluk çocuk gelmişler derin bir hayranlıkla,  bir Boğaziçi’ne bakıyorlar,   bir yemekleri inceliyorlar ama bu arada  da devamlı fotoğraf çekiyorlardı. Sanki büyülü anların hiç bir saniyesini kaçırmak istemezcesine.  Yan salonda  balkan havaları eşliğinde Yunanlı bir damat ile  bir  Türk kızının düğün töreni yapılıyor, Türk ve  Yunan müzikleri birbirine karışıyor,  iki komşu ülke kaynaşmış bir şekilde kurulan yeni yuvanın mutluluğunu ve neşesini paylaşıyor. Bu düğünün pozitif enerjisi bize de geçti ki  farkında olmadan kendimizi bu grupla birlikte dans ederken bulduk.İstanbul tüm ülke halkını kucakladığı gibi, yabancı ülkelerden gelen konuklarıda sarıp sarmalıyor o eşsiz büyüsüyle kilometrelerce uzaktaki insanları da koynuna çekiveriyor ve tutkunu ediyor.

Güzelim İstanbul’da , talanlara, çirkin yapılaşmaya, kıymet bilmeyen, onu anlayamayan,  değerlendiremeyen, özünden ve zarafetinden uzaklaştıran,  İstanbulluluk kavramını hiçe sayan insanlara  rağmen  onun Boğaziçi’nde yaşamak başka bir duygudur, ayrıcalıktır.

Herkesin hayatının bir döneminiBoğaziçi”ndeyaşarak geçirmesi ve bu ayrıcalıklı duyguyu tatması dileğimle…

Oya ENGİN