Son Dakika Haberler

SARIYER’İN EFSANE KADINI “Yaşar Hanım”

SARIYER’İN EFSANE KADINI “Yaşar Hanım”
Okunma : 16.487 views Yorum Yap

Yaşar Hanım (Ağatan) Beykoz dalyanının sahibi olan bir
ailenin kızıdır. Ağabeyi Dalyancı İsmail Bey’in (Dalyancı) şöhreti ile
Yaşar Hanım’ın şöhreti birleştiğinde iki dev ortaya çıkıyordu. Ağabeyi
İsmail Bey hem dalyana bakıyor ve hem de balık halinde güçlü bir
kabzımal olarak tanınıyordu.

Yaşar Hanım Sarıyer’e gelin geldiğinde; deli dolu genç bir
kızdı. Boylu poslu, sarışın, al al yanakları ve göz alıcılığı ile
dikkat çekiyordu. Evlenene kadar o kadar çok isteklisi oldu ki nedense
ne kendi “Peki” ve ne de aile büyükleri “Tamam” diyebildi. Ne var ki
evlenme teklifi Sarıyer’den geldiğinde akan sular durdu ve evlenme
gerçekleşti.

Yaşar Hanım’ın evlilik ve Sarıyerlilik serüveni böyle
başladı. Yaşar Hanım’a talip olan Sarıyer’in meşhur dalyancılarından
Ağatan ailesi idi. Ailenin yakışıklı delikanlısı Ömer Bey’e eş
arandığında babası hiç düşünmeden arkadaşının kızını uygun gördü ve
evlenme gerçekleşti. O günün koşullarında görkemli bir düğünle gençler
dünya evine girdiler. Sarıyer’de yer yerinden oynadı denilse yeridir.
Tüm Sarıyer, üç gün üç gece devam eden düğüne akın akın gelip bu mutlu
evliliğe tanıklık yaptılar.

Yaşar Hanım, etine kemiğine dolgun, iki metreye yakın boyu
ile herkesin dikkatini çekiyordu. Görkemli bir yürüyüşü vardı.
Caddeden, sokaktan geçerken, sanki yer sarsılıyordu. Omuzları dik,
başı havada ve gözleri sanki birilerini arar gibi sağa sola gezinirdi.
Sarıyer’in ekâbir ailesinin oğlu ile evlenmişti. O nedenle her zaman
ilgi görüyordu. Yaşar Hanım da aileye layık olabilmek için elinden
gelen her şeyi yapıyordu.

Evlilikleri çok iyi gidiyordu. Ömer Bey de dalyancı idi. O
nedenle karı koca birbirinin dilinden anlıyordu. Evde karı koca, tam
bir aile, ev dışında ise sanki çok samimi arkadaş gibiydiler.

Sarıyer’in zengin ailelerinden biri olması nedeni ile evde
bakıcılar, temizlikçiler gibi görevliler vardı. Bu nedenle Yaşar Hanım
evde vaktini öldürmüyordu. Ömer Bey dalyan işleri ile uğraşırken
Yaşar Hanım da fakir fukaranın sorunlarına yardımcı olmak için sosyal
çalışmalar yapıyordu. Kızılay Sarıyer Şubesinde nefer gibi
çalışıyordu. Büyükdere’de bulunan Yardım Sevenler Derneğinin en faal
ve etkin üyesi olarak faaliyet gösteriyor, Sarıyer Verem Savaş Derneği
Naile Sağlam Dispanseri’nin dernek yönetiminin bütün sorumluluklarını
üstleniyordu. Kış yaklaştığında; Sarıyerli fakirlerin odun kömür
ihtiyacını karşılamak için koşturup duruyor; hastaların ilaçlarını
karşılamak için boğuşup duruyordu

Yaşar Hanım’ın müthiş bir sosyal faaliyet içinde olması,
Sarıyerliler tarafından takdirle izleniyordu. Ama tabii ki yadırgayan
da vardı. “Bir hanım olarak bu kadar çok çalışmanın ve gayretli
olmanın anlamı var mıydı?” diye soranların sayısı da az değildi. Ama
bu düşünceleri Yaşar Hanım’ın kendisine aktarmaya yürek isterdi!

Yaşar Hanım evliliğinden çocuk sahibi olamadı. Çocuk
sevgisini içine atamazdı ve bu nedenle Gül isimli bir kız çocuğunu
evlat edindi. Kızı büyüttü, okuttu ve evlendirdi.

Yaşar Hanım, Yenimahalle caddesi üzerindeki meşhur
Sarıyer Muhallebicisinin karşısında bulunan blokta ve tam ana caddeye
bakan köşe başında kendilerine ait iki katlı evde oturuyordu (Bu bina
satıldıktan sonra sefertası gibi bir bina yerine inşa edildi).

Yaşar Hanım ile Ömer Bey (Ağatan) uzun yıllar aynı
yastığı paylaştığında kimsenin aklından ters düşünceler geçmedi.
Yakışmışlardı birbirlerine, halkın ilgi odağı idiler! Sarıyer’in de en
önemli eşrafı olarak kabul edilmişlerdi o nedenle bu ağırlığı taşımak
için gereken her şeyi en iyi şekilde yaptılar.

Ne var ki hak vaki olup Ömer Bey vefat edince, adeta
taşlar yerine oturmaya başladı. Yaşar Hanım yalnız yaşayamadı. Beyini
unutamadı ama yalnızlığı da uzun sürmedi! Evlilik yaparak hayatını
Albay Nuri Bey ile birleştirdi.

“Bir süre sonra Yaşar Hanım’ın ayağa kalkması ve sık sık koca
yenilemesi Sarıyer’de şaşkınlık yaratmadı… (Cami yıkılsa da mihrabı
yerinde kalır) veciz söz gibi Sarıyerlilerin Yaşar ablası, her dem
canlılığını korudu. Ölüp gidenin yerine yeni bir koca adapte ederek
sürdürdü yaşamını. Yaşar Hanım kaç yaşında yaptı ilk evliliğini
bilmiyoruz ama kocaların canı cehenneme dediğini, bazı duyumlara göre
beş, bazı duyumlara göre de yedi evlilik yaptığını öğreniyoruz” .

Ömer Bey öldükten sonra Yaşar Hanım çok usun süre dul
olarak durmadı. Evlilik yaptı. Ne var ki evlendiklerinin çok uzun
yaşamadıklarını da belirtmek gerekir ,

Yaşar Hanım, Ömer Bey öldükten sonra Albay Nuri Bey
ile evlendi. Daha sonraları Kemal Bey ve Banka Müdürü Osman Bey ile
evlendiğini biliyoruz. Tabii evlilikleri devam edip durdu. Kesin
sayıyı kendisi bilir ama altı veya yedi evlilik yaptığı söylenir!

İşte, Sarıyerlilerin Yaşar ablası böyle bir kadındı.
Evlendi, boşandı, tekrar evlendi, ölen kocalarının yerine yeni
evlilikler yaptı ama Sarıyerlerce asla yadırganmadı, ayıplanmadı.
Aslında kötü bir şey kendisine yakıştırılmadı. Yaşar Hanım,
Sarıyer’de o kadar çok sevilmişti ki; O’nun aleyhine konuşanlara hemen
tepki verilir, hatta horlanır, olmazsa dövülürdü,

Sarıyer’de bir Yaşar Hanım efsanesi vardı. Yaşar Hanım’ın ismi
duyulduğunda herkesin ilgi göstermiş olması, saygıda asla kusur
etmemiş olmaları bunu ifadeden başka bir şey değildir. Tabii efsane
olması, onu yakından tanıyanların konuşmaları, bildiklerini
anlatmaları ile pekişiyordu. Zira yaşadığı sürece Sarıyerlilere,
fakirlere, kimsesizlere bu kadar iyilik yapan; sosyal her faaliyetin
içine giren ve başarılı olabilmek için maddi manevi bütün gücünü
ortaya koyan; sosyal içerikli bütün derneklerin faaliyetlerine katılan
ve pek çoğunda yönetici olarak görev alan Yaşar Hanım efsane
olmayacaktı da kim olacaktı?

Yaşar Hanım, görev aldığı iş ne ise onu kesinlikle
yapardı. Aldığı görevi yarım bırakmak, sonuçlandırmamak gibi bir
alışkanlığı yoktu. Bu nedenle; yardıma muhtaç olanlar sık sık
kendisine giderdi. Sarıyer’de en sevdiği insanlardan biri Berber
Recep’ti. Sarıyer’e her geldiğinde ona uğrar ve kapı önünde beş on
dakika konuşurlardı. Recep Efendi; Yaşar Hanım’ın “Recep Efendi” diye
seslenmesi ile işi bırakır hemen dışarı çıkardı. Hafta içinde olan
olayları veya bilmesi gerekenleri anlatırdı. Recep Efendi’nin; Yaşar
Hanım’ın sesini duyduğunda veya kendisini gördüğünde hemen
toparlanması, üstüne başına çeki düzen vermesi, Yaşar Hanım’a olan
saygısından ileri geliyordu.

Yine bir gün Yaşar Hanım’ın, dükkânın önüne geldiğinde
“Recep Efendi” şeklinde bağırması üzerine, “Buyur Abla” deyip
elinden usturayı bırakarak dışarı çıkması ve saygı ile esas duruşa
geçmesi çok dikkatimi çekmişti. Yaşar Hanım gittikten sonra Recep
Efendi’ye “Neden böyle olduğunu” sorduğumda;

“Yaşar Hanıma abla derim. Benden çok büyüktür. Ona abla demeyeceğim de
kime diyeceğim” diye yanıt verdi. O zaman anladım ki görünüşe
aldanmamak gerekir. O güne kadar sadece Yaşar Hanım olarak tanıdığım
kadının üzerinde biraz durduk, sorup öğrendik. Sarıyerlilere ne kadar
yardımcı olduğunu, toplumsal düşüncelerle ne kadar dolu olduğunu, tüm
yaptıklarını karşılık beklemeksizin yaptığını öğrendim. Meğer
bizlerden çok büyük olan Berber Recep’ten de yaşça hayli büyükmüş!
Recep Efendi, Yaşar Hanım’a “Yaşar Hanım” diye hitap ettiğinde; “Bana
abla diyeceksin, Yaşar Hanım değil” diyerek Recep Efendi’yi ikaz
edermiş!

Sarıyer’de Ortaçeşme Caddesi üzerindeki Naile Sağlam Verem Savaş
Dispanseri’nin (1927) elli yıla yakın dernek başkanlığını yapması
Yaşar Hanım’ın ne denli yetkin ve disiplinli insan olduğunu gösterir.
Yaşar Hanım olduğu sürece Verem Savaş Derneği için bir başka başkan
adayı düşünülmedi ve ölene kadar Başkan olarak görevde kaldı.

Sarıyerlilerin ablası Yaşar Hanım 102 yaşında aramızdan ayrıldı. İz
bırakarak ayrıldı; büyük iyilik ve yardımsever kişiliğini Sarıyerliler
için kullanmaktan geri kalmadan ayrıldı ve O da unutulmamak üzere
Sarıyer tarihi içindeki yerini aldı

İbrahim BALCI