Son Dakika Haberler

ÇAĞIMIZIN SON GEÇİRMECESİ: İNOVASYON. Burak Özbakır

ÇAĞIMIZIN SON GEÇİRMECESİ: İNOVASYON. Burak Özbakır
Okunma : 129 views Yorum Yap

Burak Özbakır
Burak Özbakır

Kelime anlamıyla inovasyon yeni birşey yapmak anlamına geliyor. Dünya üzerinde başka ana dil yokmuşcasına, gayri resmi ana dil olarak kabul edilen latincenin innovare fiilinden türetilmiş bir kelime.
Epeyce de moda olan bir sözcük bu aralar. İnsanın bir kelimeyle ne derdi olabilir ki diye geçirebilirsiniz içinizden ama son derece uyuz ve irite oluyorum bu kelimeyi ve bana ifade ettiklerini hatırladıkça.
Ana hatlarıyla baktığınız zaman, var olan bir olguyu, materyali ya da yapılması süregelen bir fiili, üzerine yeni bir fikir katarak harmanlamak ve farklı bir olguya, nesneye, filile dönüştürmek anlamını taşıyor. Misal kaset teknolojisi varken ve walkman lerle dinlenirken, şimdi mp3 teknolojisi var ve mp3 playerlarla dinleniyor. Yeni bir gelişim sayılıyor bu değişim ve insanların hayatını kolaylaştırdığı kabul ettiriliyor.  Bu kadar karmaşık ya da devrimsel gelişmelere verilen bir isim olarakta düşünmeyin ama inovasyonu. Misal köfte yapıyorsunuz ve yanında standart olarak tabağa domates, salatalık ve patates püresi koyuyorsunuz. Birgün aklınıza gelir de, yahu niye milleti 3 ü içinde ayrı ayrı yoruyorum ki, hepsini mikserde çekip tabağa öyle koyayım derseniz, bu da hayatı kolaylaştıran birşey olacağından, inovasyon olarak kabul görür.
Bu kadar basit anlatılamaz inovasyon ya da başka bir deyişle beni irite eden nokta, inovasyonun hayatı kolaylaştırması değildir. Aksine hayatı kolaylaştırmaktan çok zorlaştırdığı konusunda tezlerim var binlerce.
Geçenlerde gitmiş olduğum bir restoranda bildiğimiz kırk yıllık ayranı yudumlarken geldi ilk olarak aklıma. Ayranın içine kattıkları bir parça fesleğen, öncelikle mönüye fesleğenli ayran yazılması olanağı tanımıştı restoran yöneticilerine, sonrasındaysa standart fiyatının 2 katına çıkartılması olanağını.
3 liralık şeye 5 lira vermek gerçek anlamda uyuz olmak için geçerli bir sebep olmasa da, ki kim karışabilirdi buna, yine de uyuz olmuştum ciddi ciddi. Çünkü diğer sonuçlarını düşündüğünüzde, irite olmanın ya da uyuz olmanın bile yetmeyeceği durumlarla karşılaşılması gerekirdi, hatta ciddi anlamda korkmak bile yetersiz kalabilirdi.
Kısaca örneklemeye çalıştığım olgudan haddinden çok beslenen oluyordu öncelikli olarak. Daha makro olarak baktığınız zaman konuya, siz ülke olarak ihraç ettiğiniz malzemenin kg ını 1.5 usd gibi bir fiyattan ihraç edebilirken, inovasyonu daha gelişmiş ülkeler bunu 5-6 usd lerden yapıyor gerçekliğiyle karşılaşıyordunuz. Siz aynı yerde ve aynı şartlarda yaptığınız 100 m2 kare bir evi misalen 100 bin TL ye satabilirken, bilgisayar teknolojisini evde kullanıp akıllı ev diye pazarlayanlar, 200 bin TL den satabiliyordu. Daha çok çalışanın, daha çok düşünenin, daha çok geliştirenin daha fazla kazanması sonucu her ne kadar doğal olsa da, inovasyonun yaratmış olduğu katma değer için reklamcıların, modacıların, pazarlamacıların, satıcıların …vs nin ciddi bir pazar bulması olayı daha korkutucu hale getiriyordu. Hele hele devletin, otoritenin yani kanunun, kural koyucunun bu işe karışmasını engelleyecek vergi artışı, katma değer artışı sağlaması, inovasyon üreticilerini güçlendiriken, inovasyon yapamayanları daha aciz hale getiriyordu.
Dünyanın düzeni budur ve birçoğuna göre de doğrudur. Büyük balık küçük balığı, dünya var oldukça da yiyecektir. Bunlar kabul etmek istemesek te kabullenmek zorunda olduğumuz gerçeklerdir. Hayatta her ne noktada olursanız olun, bir yerden başlamak içinde, bir noktayı başlangıç noktası olarak almamız gerekliliği vardır. Fakat, yaptığınız her neyse inovasyon katma zorunluluğunuz, yaptığınız inovasyonu daha fazla güç için satmanızı gerektirmez.Başkalarının aynı şekilde yapması ve onların yolunu takip ve taklit etmeniz de size haklılık kazandırmaz.
Bu bir salgındır ve buna uyanmayan herkes, kötü sonuçların ortak müsebbidir. Herhangi bir bilgisayar programının sahibi ve kullanıcısıysanız misal, o pragramı gerçekten hakkıylşa kullanıp kullanmadığınızı ve bir üst versiyonuna ihtiyacınız olup olmadığını sorgulamakla yükümlüsünüz. Nasıl ki, satın aldığınız bir kürkle katledilmiş bir hayvanın ve daha sonra katledilecek hayvanların yükümlülüğünü taşıyorsanız, gerekmediği halde aldığınız o üst versiyon programla da, misalen hindistanda, çinde insanların daha fazla sömürülmelerine, programı satan ülke vatandaşlarının daha fazla semirmesine sebep oluyorsunuz.
Yapılan inovasyon a verdiğiniz primde maalesef inovasyonu yapana gitmiyor. Ayranın içine fesleğen atmak, kuvvetle muhtemel orada çalışan bir garsonun fikriyken, garsonun bu fikrinden dolayı maaş zammı bile almadığı gerçeğiyle yüzleşmeniz, ayran gerçekten kaliteli bir yoğurtla ve temiz suyla yapıldıysa o parayı vermeniz, yapılmadıysa da, bir daha bu şekil primleri vermemeniz, evinize gidip fesleğenli ayranınızı yaparak, hayır dualarınızı o garsona göndermeniz gerekmektedir.
Bu tür eylemleri yapmamanız halinde ise, şu anda da olduğu gibi, birgün sayenizde 100 lerce milyar usd kazanmış bilgisayar firmalarına, yemek firmalarına, düzen firmalarına, sahiplerinin kıçyla gülecekleri eylemler yapmak zorunda kalacaksınız.
İnovasyon budur, sonuçlarının insanlığın hayrına olmasının ve sömürme aracı olarak kullanılmamasının yolu da, göstermekle mükellef olduğunuz bilinçli tüketici olma yolunuzdur.