Son Dakika Haberler

CUNDAMSI. Burak Özbakır

CUNDAMSI. Burak Özbakır
Okunma : 96 views Yorum Yap
Burak Özbakır
Burak Özbakır

“ Erkek adam dediğin meclis bilecek “ der babaannem, çok filozofik bir edayla. İlk başta anlamsız gelen bu söz diğer söyledikleri ve yaşadığı, yetiştiği dönemleri de göz önüne alırsak anlam kazanır. Açalım;

1926 yılında doğmuş bir cumhuriyet kadınıdır babaannem ama yaşadığı, büyüdüğü coğrafya itibariyle, o dönemde daha Gazi ünvanını almamış Ayıntap şehri nedeniyle, epeyce Osmanlı da kokar. Hükümet gibi kadın dedikleri tabire uyar daha çok. Birçok zorluğun, birçok acıların çekildiği dönemlerde, çok önemli yaşamışlıkları vardır. Bugün birçoğumuzun vakıf olmadığı o kıtlık dönemlerini bilir. Kadının ön planda olmadığı, yardımcı rolleri üstlendiği, sadece evi çekip çevirdiği, ekonomik özgürlüğü, ruhi ya da fiziki özgürlüğü olmadığı dönemleri bilir. Kadının gücünün erkeğinin, erinin gücüyle değerlendirildiği dönemleri bilir.

“ Meclis “ dediği de, kadının evde beklediği zamanlarda erkeğin girdiği çıktığı ortamlara verilen genel addır. Erkeğin “ dost meclisi “ olarak adlandırdığı, ilk gençlik yıllarında içtiği, dağıttığı, kavga ettiği, mücadele verdiği, kadınsız olarak sosyalleştiği, hovardalaştığı, arsızlaştığı, kahvehane muhabbetlerinde vaktini öldürdüğü, ilerleyen yıllarda da, daha bir ağırlaştığı, olgunlaştığı, bazen puştlaştığı, çakallaştığı, daha zor kazık yemeye başladığı, kısaca kadınsız da varolabileceğini, yaşayabileceğini sandığı ortamlara verdiği genel addır.

Babaannem işte erkeğin bu tür ortamlar içinde yetişmesinin önemli olduğunu savunan kadınlardandır. Bunu savunmasının nedeni ise, elbette ki erkeğe rahatlık, huzur, tek başına takılma hakkı gibi özgürlükler vermek değildir. İnanışı odur ki, bu tür ortamları bilen erkek kadınını daha rahat koruyabilecektir.

Günümüzde bu tür düşüncelere inanan, savunan ya da yetiştiriliş tarzı itibariyle inanmak zorunda bırakılan kadınları görüyoruz. Yine de, her ne kadar iddialı olsak bile, “ Eski çamlar bardak oldu “ demek daha doğru olur sanırım. Özellikle İstanbul gibi bir şehirde yaşıyor, hele hele de bu metropolün merkezinde yer bulabiliyorsanız, ekonomik özgürlüğü, dolayısıyla bağımsızlığını kazanmış, en azından mücadele ettiğinde buna ulaşabilecek imkanları bulabilmiş kadınlarımızın, “ Meclis “ bilme konusunda, sizi nasıl da “ Sulu götürüp, susuz götüreceğini “ hayretler içerisinde yaşamak zorunda kalabilirsiniz. Tavsiyem odur ki, erkek andropolojisine çokça uygun bir yapıyla, biraz da içine nobranlık katarak, “ Kadın ne anlar ulan bunlardan “ gibi sözler söylemeye kalkmayın. Zira aklınızı alırlar.

Karaköyde okumuş, İstanbul da yaşadığı dönemlerde eğlence hayatının büyük bir bölümü taksim de geçmiş birisi olarak, ortak arkadaşlarımızla gittiğimiz taksim gecelerinde, çokca başıma gelen birşeydir, gruptaki bir kızın taksimin hiç bilmediğim ücra bir köşesinde bir bara gitmeyi teklif etmesi ve o barda çok güzel canlı müzik olması. Ya da ne bileyim, siz bir konserden, bir sergiden, herhangi bir etkinlikten, maksimum bir hafta kala haberdar olup, bitmiş olan biletlerin peşinden koştururken, o önünüze, daha etkinliğin duyurusu bile yapılmadan, 2-3 ay evvel alınmış bedava davetiyeyi koyar. Ya da son anda bir yere gitmek istersiniz ve size imkansız gelirken o kolayca herşeyi planlar, hazırlar. Kısacası, benim anladığım anlamda günümüz kadını, kendi kazandığı ya da sizin verdiğiniz parayı, istediği zaman, sizin hayal bile edemeyeceğiniz kadar mantıklı harcar.

Bazen çokca takılır aklıma. Neden kadın kıyafetleri satan dükkanların vitrinleri bu kadar şatafatlı, rengarenkken, kadın kıyafetleri kumaş hacmi olarak daha fazla, dizayn olarak çok daha emek içerirken, erkek kıyafetleri satan dükkanlar daha cansız olur diye ya da neden 3-5 katlı bir mağazaya girdiğinizde, kadın reyonları hep giriş katında, erkek reyonları en üstte ya da zemin katta olur diye ama sanırım cevabı, kadının sosyal hayatı daha mantıklı ve tutarlı yaşaması, “ Meclis “ i bizden daha iyi bilmesidir. İşin enteresan tarafı, hacim, dizayn, kumaş kalitesi gibi unsurlarla incelenirse, erkek kıyafetleri kadın kıyafetlerine göre çok daha pahalıdır.

Bundan seneler evvel, bir sokak kedisi almıştık eve. 19 sene bizimle yaşadı. Kedi geldikten iki yıl sonra da, bir köpek aldık yine ve 17 sene de ona baktık. Köpek yeni geldiğinde kediyle köpeği veterinere götürdüğümde çocuk aklıyla, bu köpek kediye birşey yapabilir mi diye sormuştum. Veteriner ise gülüp, bunun 6-7 misli büyüklüğünde bir köpek bile bu kediye birşey yapamaz demişti. O narin, kırılgan görüntüsünün aksine günümüz kadını, bu anlamda, artık erkeğin başedemeyeceği bir noktadır.  Yani fiziki olarakta bir kadını koruyabileceğinizi düşünüyorsanız, bir parça yanılıyorsunuz. Siz saçma sapan erkek egonuzla, sağa sola sataşır, kavga arar, döver ya da dövülürken, o, kendine en az zarar gelecek yolu bulup, muhtemelen de hiç farketmeyeceğiniz şekilde mekanı terkedecektir. Herhangi birisi, siz oradayken denk getirip rahatsız etse bile, siz karışmadığınız ve iş sarpa sarana kadar dokunmadığınız sürece, rahatsız edene öyle bir cevap verip, paket edip gönderecektir ki, siz bile şaşırabilirsiniz.

Fakat erkek gururu, andropolojisi, nobranlığı, özgüveni … vs, artık ne derseniz deyin, bu kadar teslim olmayı kaldırmaz. Kadının en azından kendisini kandırmanıza izin vereceği anlarda, karakteri olan, size saygı gösterilecek birkaç mekan bilmek zorunluluğunuz vardır. Bebekte herkesin bildiği, biraz da lüks sayılabilecek bir mekana götürerek kız arkadaşınızı, kurtaramazsınız her zaman durumu misal.

Bu minvalde bir yer önereceğim size. Senelerdir karaköy ü karış karış bilirim diye gezmeme rağmen yeni keşfettiğim bir yeri tavsiye edeceğim. Eminönü tarafından Perşembe pazarına girdiğiniz zaman, taksim metrosunu biraz geçtikten sonra sol taraftaki salaş malzeme dükkanlarını göreceksiniz. Aralarından dalarak sahile ulaşın. Sol köşede bahçeli bir yer göreceksiniz. Eski tarihi bir binanın duvarına yaslanan, ancak Cunda adası gibi ege sahillerinde bulabileceğiniz, önündeki bahçeyi kullanan, Cundamsı bu mekanın içinde çınar ağaçlarının arasındaki masalara oturun. Masa aralıkları yeteri kadar açık olduğundan ve bahçe olduğundan, diğer masaların sesleri, sizi kapalı mekanlardaki kadar bunaltmaz. Çok güzel ege mezeleri yapan bu mekanda, balık yemeyi unutmayın kesinlikle. Genelde son zamanlarda gelişen bir alışkanlıkla, güzel meze yapan yerlerde balık yenilmeden kalkılıyor ama siz burada o hataya düşmeyin. Çünkü hemen yan tarafta bulunan halden aldıkları taze balıkları, sadece kömür ızgara da yapıyorlar ve gerçekten balık tadına varıyorsunuz. Mekanın ismini bilmiyorum ama siz de bilmeyin zaten. Öylesi daha havalı olacaktır. Mekanın sahbi ya da sahipleri aynı zamanda garsonluk ya da ahçılık yapıyorlarmıydı bilmem, zira öyle bir havaları kesinlikle vardı, ama garson çocukların, gerçek anlamda karaköy esnaflığından geldiği apaçık. O anda rakınızın yanına kavun isteseniz misal yoksa bile iki dakika bir koşu alıp gelebilecek cinstenler. Bu sizin için başka bir müjde de içeriyor aynı zamanda. Misal aynı mekana yeni tanıştığınız kız arkadaşınızla gitmek istiyorsunuz. Gidin birgün evvel ve yemekten sonra “ Yarın kız arkadaşımla geleceğim, adım x, bozmayın beni” deyin, biraz da güzel bahşiş bırakın, birgün sonra “ x abi hoş geldin “ diye karşılayacaklarından emin olabilirsiniz.

Şartlar, zamanlar, koşullar her ne kadar değişirse değişsin, erkeğin “ meclis” bilme zorunluluğu vardır. Bilinmesi gereken en önemli “ meclis “ kuralıysa, karşınızdaki insan için güvenilir, güven veren birisi olmanız ve bu özelliğinize ihanet etmemeniz, insanların güvenini kırmamanız gerektiğidir. Şimdiden afiyet olsun.