Son Dakika Haberler

DEDİLER UNUT. Burak Özbakır

DEDİLER UNUT. Burak Özbakır
Okunma : 107 views Yorum Yap

Ağabeyim dedi, ufaktım. Kaz Nortonun kanatlarında Danimarkayı gezmektir, hayal kurmak. Gezdim. Daha sonra, Küçük Prens başlamış söze: “ Dessine – moi un mouton – bana bir koyun çiz “ diye, farkına vardım. Şeker portakalında küçük çoçuğun içtiği kahveden tattım. Martı oldum, adımı Jonathan Livingston koydum, kendime olmayan alemler kurdum. Unut dediler sonra. Lan niye unutayım? Gerçek hayat bu değil dediler. Hayalle gerçek bir değil. Direnemedim, inandım.

Darağacında 3 fidanmış, parkaları içinde, sanki ailemden birileri sandım. Gençlik işte, rüyalarımda ODTÜ lere daldım. Aynı dönem ya hep, çiçek çocuklarına baktım. Tek taraf değil ya bunlar, karşılıklı dinleyeyim dedim, o dönemin insanlarına baktım. Nazım Hikmetler, Sabahattin Aliler, Che Gueveralar ne der diye kitapları kurcalarken Necip Fazıllara, Kemal Tahirlere, Mehmet Akiflere, Ozan Ariflere, Nihal Atsızlara da kulak kabarttım. Başladın mı durulmuyor usta. Bir sokak ilerisinde Eşreflere, Neyzenlere, Bedrettinlere, İsmaliye tarikatine, Hassan El Sabahlara, Yemen ellerinde Veysel Karanilere, Aşık Veysellere, Karacaoğlanlara, Hacı Bektaşlara, Pir Sultanlara, babam gibi sevdiğim dedem Yunuslara vardım. Fikri zikri ne olursa olsun, işin özü insanı sevmekmiş, gerisi kötülerin oyunuymuş, anladım. İşte o anda aynı ses, unut dedi. Lan niye diye haykırdım. Ekmeğin siyaseti olmaz dediler. Ekmeğinde olanın kapısı açık olmalı dediler. Her yola girmelisin dediler. Yine inandım.

Unutmuşum ya bildiğim ne varsa, yalnızım ama serde gençlik var usta. İnan kabıma sığmazım. Bir sarhoşum, bir ayık, ama sanki ben içmezken bile, kazanına düşmüş Obeliks gibi ser çok hoşum. Huylu dediler huysuz ettiler, soylu dediler, soysuz ettiler, aç bıraktılar hırsız ettiler, sermayemde suçtan gayrı nem kaldı misali sermayemde bir tek aşk kalmış, işte bununla çok yandım.

Aşkla bakıyorsa gözler, İstanbul a aşıksın, sevdiğine aşıksın, hayata aşıksın, dostluğa aşıksın, doğaya, canlıya, aşıksın, özüne aşıksın, özüne aşıksın, hem kendi özüne, hem kendin olmayanın özüne aşıksın, hiçbirine kayıtsız kalamadım.

Almışsın ya öze aşık olmanın tadını usta, işte o zaman hiç yılmadım. Yalnız kaldım, yılmadım. Düştüm diye dövünmedim, yılmadım. Üste çıktım diye övünmedim, yılmadım. Canseverin dizelerinde yer buldum, gömdüm geliyorum, insan yaşadıkça özgürdür dedim, yılmadım. Cahit haber saldı Abbasa, vakit tamamdır diye, yılmadım. Bir yandan Zeki vurdu, bir yandan Müzeyyen Abla, bir yandan balıkçı sandığı üzerinden rahmetli Abdullah Yüce salladı, yılmadım.

Sonra malum ses buyurdu, unut. Lan niye? Her zerremde, gördüğüm her yerde, rüyamda gerçeğimde o var, niye? Dediler ki, yıkılmak yakışmaz erkeğe, yıkılmak sermaye olmaz erkeğe. Yürek yok ya ya bende, buna da inandım.

Gayrı unutacak birşey kalmadı ya ruhumda, bir daha unutursam anam avradım olsunlar arasında, bir daha unutursam hayat bana haram olsunlar arasında, işte buna da inandım.