Son Dakika Haberler

ER KİŞİ NİYETİNE. Burak Özbakır

ER KİŞİ NİYETİNE. Burak Özbakır
Okunma : 116 views Yorum Yap

–          hayat çok kısa ama çok güzel. Baksana her taraf çiçekler, böcekler.

–          Kasma fazla… ölücez!

–          Ölücez ölmesine de, hakikaten geldiğimiz gibi mi gidicez?

–          Kasma fazla ölücez!

–          Geçen çok sevdiğim bir arkadaşımın tanıdığı rahmetli oldu. Cenazesine katıldık. Bir an arkasında duruyorsun rahmetlinin. Sanki herkesin acelesi var gibi. Bir yerlere gitmek ister gibi. Daha da kısa namaz yok zaten. Er kişi niyetine diye başlıyor hoca. Ayaktasın zaten. Başlamasıyla bitmesi bir oluyor. Hoca iki dua okuyup soruyor: “ Nasıl bilirdiniz? “ . Tanımıyorsun ki rahmetliyi! “ İyi bilirdik! “. Yine soruyor: “ Hakkınızı helal edermisiniz? “ . Aynı havayı çekmişiz sadece. Görmemişiz birbirimizi : “ Ederiz! “.

–          Kasma fazla… ölücez !

–          Yani ama bakalım kimse duracak mı arkamızda?

–          7 kişi dursa yeter.

–          Ne yaparsak yapalım, ölüm korkusuyla mı yapıyoruz acaba? Ölümsüz olsak misal, daha kötü, daha bencil mi oluruz? Bilsen kş ölmeyeceksin, iyi birşeyler bırakmak için uğraşırmısın?

–          Sen ölecekmişsin gibi yaşadığını mı zannediyorsun?

–          Bazen

–          Ne zaman?

–          Bazen morali bozuk oluyor ya insanın, o zamanlarda “ Ohh, ömrümden birgün daha geçti “ diye uyuyorsun. Bazense “ Tüh, birgün daha geçti” diye.

–          Yaşarken ölüyorsun işte bazen.

–          Hayata tutunmak için bir amacın yoksa yaşamıyorsun zaten diyorsun. Doğrudur.

–          Amaç demeyelim de, ne bileyim. Aman kasma fazla… Ölücez!

–          Hayata tutunduğun neden senin ellerinde olsa, daha anlamlı olabilir belki hayat.

–          Her zaman vardır bir neden. Sevdiklerini, sevdiğin şeyleri kaybettiğini düşünüyorsan, adam ol, daha çok şeyi sevmeye çalış sende.

–          Sevdiğin şeyleri kaybetmesen, hayat zaten hayat olmaz. Amacın olmaz. Ama kaybediyorsan sürekli, o bir alışkanlıktır artık. Kaybetmek alışkanlık olduysa bir kere, ayar kaçıyor ağa !

–          Eminsin yani kaybettiğine.

–          Belli olmuyor mu sence? Kaybetmişsen kaybetmişsindir.

–          Vazgeçmemek mi lazım?

–          Üstüne düşünmek lazım. Sen vazgeçtin diye herkes vazgeçiyor mu?

–          Acaba herkes gerektiğinde vazgeçmesini biliyor mu?

–          Senin değer yargıların var. Değer yargılarına uymayınca vazgeçiyorsun, di mi?

–          Hemen hemen

–          Peki bu dünyanın en düzgün değer yargılarına sen mi sahipsin?

–          Benim yetiştiriliş tarzıma göre evet. Farklı düşünsem, değer yargılarımı değiştiririm zaten.

–          Herkesin değer yargıları kendisi için en doğrusudur yani?

–          Bilemem.

–          Çok sığ bir düşünce. Empati yeteneğini öldürür bu bakış açısı.

–          Senin değer yargıların yok mu?

–          Var tabi ki. Ama senin gibi kesin bir bakış açısıyla bakamıyorum hiçbirşeye.

–          İkimizi ortalasak düzgün birşey çıkar mı acaba?

–          Bilemem onu da. Vazgeçme olayına bakıyorum ben daha çok.

–          Vazgeçmekten kastın nedir tam olarak?

–          Misal yapmayı sevdiğin birşey var. Uğraşıyorsun uğrunda. Başardığında ya da yatırım yapmayı başardığında, problem yok. Seve seve devam ediyorsun. Ama bazen başaramıyorsun işte. Sadece seninle ilgili değil ki hayat. Bir sürü denklem var. Bazen senden, bazen seninle ilgisi olmayan herhangi birşeyden olmuyor. İşte o noktada vazgeçiyorsun sanırım. Peki sen vazgeçtin diye herkes vazgeçiyor mu o konuda?

–          Bir örnek versene

–          Beşiktaş misal. Dünya kadar seveni var. Her sene şampiyon oluyor diye sevmiyor ki insanlar. Bir sürü de borcu var bu sene. Bu sene de şampiyon olmasa, vazgeçer misin misal?

–          İnsan Beşiktaştan vazgeçer mi birader?

–          İşte böyle. Sen vazgeçsen de başkaları vazgeçmez zaten.

–          Yine de istiyor insan istediği gibi olmasını.

–          Uğraşacaksın işte o zaman. Vazgeçmeyeceksin. Gerektiğinde sevdiğin, inandığın şey için “Feda “ diyeceksin. Kendinden feda edeceksin.

–          Ama yine de birgün öleceksin.

–          Öleceksin ama arkandan feda etti de gitti diyecekler.

–          Bir anlamda ölmeyeceksin yani.

–          Bir gün ölücem, arkamda birşeyler bırakayım diye bir şeyler yapmakla, sevdiğin şeylerde ısrarcı olmak arasında bir fark yok bana göre. Hayat seni yaptıklarınla yargılıyor her zaman. Hayat bu!

–          Şarapcı olsan değerin yok yani.

–          Kimin umurunda ne olduğun? Öyle ya da böyle ölücez. En azından yedi kişi dursun arkanda diye sen söyledin. Senin için söylüyorum.

–          Ben ölürsem açar mı çiçek ? Güller solar mı bilmem… Pamuk niyetine kefeni, kıçıma dayarlar mı bilmem!

–          Hadi söylesene adam gibi bir şiir…

–          Hangisini?

–          Abdullah Yüce nin kini söylesene… Yad edelim rahmetliyi…

 

Cihangir olsan hükümsüz kalır büyük şöhretin

Saki felek sunmaya görsün ecel şerbetin

 

Manasız emel peşinde koşar durursun her an

Düşünmezsin ki sonu yok olmak beşeriyetin

 

Nice fatihler cidal içinde göçüp gittiler

Dost düşmanını, düşman dostunu seçip gittiler

 

Ağnıya ise cem-i servete gayret ederken

Bunca servetten ancak bir kefen biçip gittiler

 

Bırak gafleti artık Karakuş, kam al felekten

Aşıkan meyi canan elinden içip gittiler….