Son Dakika Haberler

Açıklanan MEB 2011 Bütçesi, Eğitim Piyasasına Aktarılan Kaynak mı? Mahiye Morgül

Açıklanan MEB 2011 Bütçesi, Eğitim Piyasasına Aktarılan Kaynak mı? Mahiye Morgül
Okunma : 24 views Yorum Yap

Başbakan Tayyip Erdoğan ulusa seslenirken (30.1.2012) eğitimle ilgili ne diyecek diye kulak verdim. Önünde akan yazıdan şunu okudu:

“Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi, 2002 yılında 7,5 milyar TL iken, 2011 yılında bu rakamı % 355 artışla 34 milyar TL’ye yükselttik.”
Önceki MEB Bakanı N.Çubukçu’nun 2011’e damgasını vuran sözünü anımsadım. “6. Sınıfa gelen çocuklarımız artık matematik yapamıyor” demişti. Bunu söyleyip de o koltukta nasıl oturduğuna çok şaşırmıştım.

Başbakanımızın verdiği rakamla asimetrik bir durum ortadadır. 2011’de eğitimin seviyesi bu kadar düşerken eğitim harcaması nasıl bu kadar yüksek olabiliyor? Eğitim seviyesi düşerken eğitim harcaması artıyorsa, ortada bir talan var demektir.

Başbakanın 34 milyarı eğitimin nesine ayırdığını merak ettim, özetle şuydu:

 1.Bilgisayar odaları, 2.Yeni derslikler,  3.Ücretsiz kitaplar, 4.Yeni 50 devlet üniversitesi .

Peki. Bunca harcamanın karşılığında çocuklarımız gönlümüze göre iyi bir eğitim almıyorsa, paramız nereye gidiyor?
Ders kitaplarına bakalım. Müfredatları azaldı ve MEB kitap basmıyor. 2003’de ders kitapları piyasası yaratıldı, MEB, piyasadan satın alıyor.  Yani, MEB bütçesini artıran bu en önemli kalemde, ders kitapları piyasasına kaynak aktarıyoruz. Onlar da kitap maliyetlerini yükseltecek her şeyi yapıyor.

Başbakan, kitapların maliyetini on kat artıran sisteme geçtiklerinden söz etmiyor. Kitapları piyasaya yazdırdıklarını söylemiyor. Daha önemlisi kitapların içini boşalttıklarını ve içindeki bilgi ile kitap maliyetinin ters orantılı olduğunu hiç söylemiyor. Besin değeri sıfır olan, sakız gibi, “kullan-at, piyasa bir daha kazansın” felsefesiyle piyasacı eğitim modeline geçtiğini söylemiyor. Milletin parasını nasıl harcadığını, hangi basın yayın şirketlerinin bundan kazandığını, MEB bütçesinin ne kadarını bu piyasaya bahşettiklerini hiç açıklamıyor.

Asimetrik savaş taktiğidir. Biz de başbakanımız bu kadar parayı çocuklarımız için eğitime harcadı zannediyoruz.
Bedava dağıtılan kitaplardan memnun olan bir tane veli yoktur. Bu müfredatla çocuk yetişmez, herkes söylüyor. Ben de onun için eski kitapları bulun ve saklayın, evde onları okutun çocuklarınıza; ödev için değil, bilgi sahibi olmaları için öneriyorum
Ders kitaplarına yapılan harcamadan yabancı kâğıt sektörü de pay alıyor. Çünkü, SEKA’yı sattık ve artık kâğıdı yabancıdan satın alıyoruz. Kitap fiyatı artıran en önemli etken budur. “Kâğıdını dışarıdan alan bir ulus, kültürünü yabancı lütfuna terk eder” demişti

Atatürk, unutturdular.

Fiyatı artıran diğer etkenlere bakalım; sayfalar, yazıdan çok resimlerle şişirilmiştir.  Çokça renkli baskı ve üstüste bindirilmiş resimler için defalarca baskı makinesi çalışır, fiyat katlanır. Ayrıca tek kitap yerine her ders için iki kitap basılıyor. Paramız hovardaca harcanıyor. Veliler bu kitapları beğenmeyip üstüne ek ders kitapları alıyor, piyasa bir daha kazanıyor. Hani kitaplar bedava veriliyordu!..

Sadece “ders kitapları” kalemine bakarak, 2011 MEB bütçesinin nasıl büyüdüğünü görüyoruz. 2003 de “kamucu eğitim”den ayrılıp “piyasacı eğitim” modeline geçtiğimizi de görüyoruz.

“Bilgisayarlı odalar” harcama kalemine gelince:

Okullara ilk kurulan bilgisayar odalarını lütfen gidip görünüz. Pek çoğu kapalı duruyor. Bilgisayarlar eski model, çalışmıyor, internet yok, bilgisayar öğretmeni yok, veliler internet kahvelerinde çocuklarına ödev yaptırıyor… Okullar bilgisayar çöplüğü haline gelmiş, bilgisayarlar hurdaya dönmüş, paramız çürüyor. Bu mu eğitim diye bütün veliler isyan ediyor. Bir takım bilgisayar şirketleri zengin edilmiş. Piyasanın “Bir üst model” salgın hastalığı dayatıyor, sürekli harcama istiyor, doğal süreçmiş gibi ulus ötesi piyasa durmadan kan emiyor.

Öte yandan bilgisayarlı eğitime geçtik diyerek Fen Laboratuarları kapatıldı, çocuklarımız tek bir deney ve tek bir gözlem yapmadan sadece test çözerek yıllarını geçiriyor.

Bu mu eğitimde kalite? Harcanan 34 milyar paranın karşılığında eğitim seviyesi yükselmedi, düştü.  Öyleyse paralar nereye gitti?

Açılan yeni üniversitelere gelince:

Onlardan bakkal bile çıkılmadığını herkes biliyor. Sırf kasabalarda esnafa gelir olsun,  öğrenciler alışveriş etsin diye açıldıklarını itiraf etmeseler de biliyoruz. Zaten yakında arsası bedavaya gidecek şekilde yabancılara satılacak bunlar.

Anlıyorum ki başbakan, Ulusa Sesleniş’te bize, eğitim sektörüne aktardığı kaynağı MEB bütçesi diye sundu.

Aslında başbakanımız, Dünya Bankasına ve onun yerel ayağı olan eğitim piyasasının üst kurulu Mesleki Yeterlilik Kurumuna seslendi, bir çeşit rapor verdi, “size bu kadar para kazandırdık, görev tamam, yola devam…”  dedi.

Eğitimin sektöre devredilmesinde bütün muhalefet grupları AKP ile sessiz mutabakat içerisindedirler, en hazin olanı da budur. Bu yüzden bu konuda yazdıklarım yankı bulmuyor, sebebi başka ne olabilir ki…

31.1.2012
Mahiye Morgül