Son Dakika Haberler

Bereketli Hilâl Topraklarının Oğuzlu Anaları

Bereketli Hilâl Topraklarının Oğuzlu Anaları
Okunma : 68 views Yorum Yap

“Hilâl”, ayın kutsal olan halinin adıdır, renk sembolü altın sarısıdır, hatta “sarı altın” adı ondan gelir.
Bir güneş ülkesi olan Çin’de hilale Sali denir. Tao(Doğu) inanışının tanrısı ise Leus/La-os’tur. Leus ile Laz sesdeştir.
Kibele’nin adlarından biri olan Lat/Laz, fonetik dönüşüme uğrayarak Loc gibi, Kastamonu’da bereketli Cide vadisinin adı olmuştur ve yörenin Sarı Yazmasında bugüne kadar gelmiştir. Sarı yazma üzerindeki sekiz kırmızı ışık ve yeşil, lacivert motifler, Bereketli Hilal’in diğer Ilgaz (Ulu Oğuz) sembollerini tamamlar.
Antik Asya toplumlarında Sali, Ay’ın hilal hali olmalıdır. Sali’den dönüşerek, Soli, Seli, Şali, Salli, Zeli, Sili, Zili, Zile, Şile, Sali-li, gibi sözcüklere ulaşırız. Anadolu’da erkek Sali ve kız Saliye adları halen kullanılır.
LAZ sözcüğüne temel olan L ve S seslerini açtığımızda Ulu-ışığ, Ulu-esi, Ulu-Od, Ulu-Oz görürüz. Ulu-ışığ, Güneş’i, Işık Tanrıyı, yani Gök Tanrıyı ifade eder.
Ulu kişileri “Işığını güneşten alan ay” ile özdeşleştirmek, Oğuzlu atalarımızın önemli inanış betimlemesidir. Şiraz Alevilerince yapılan Hz.Ali resimlerinde Ali, Hilal ile Güneş’in arasında resmedilir.
Kutsal Hilal, Osmanlıların, Selçukluların ve milattan öncesinde Oğuzluların temel sembolüdür. Açarsak, Selçuklu adında “Seli-Uşaki Eli” vardır, Seli-Çağa-ili olarak dönüşür.
Hilal ile güneş aynı kareye yerleştiğinde bu çok değerli işarettir. 1.Artemis’in Efes’teki heykelinde göğsünde (iman tahtasıdır) hilal vardır. Antik Efes mezarlarında yine yukarıya bakan üç tane hilal, incir ve üzümlü, yani bereketli, çiçekli çelenk bulunur.
Hilal sembolleri arkeologlar tarafından tam değerlendirilemediği için böyle lahitlerin çoğu halen daha orda burda otların arasında veya cami bahçesinde su deposu olarak kullanılmaktadır. Kuşadası Kaleiçi’nde caminin bahçesinde üzerine madeni kapak örtülmüş halde, bir kenara atılmış olan böyle bir lahitin çeşme olarak kullanıldığı, camiye yeni musluklar yapılınca artık kullanılmadığını gördüm. (Temmuz 2010).
Ege bölgemizde çokça Hilalli Mermer mezarlar vardır. Fatih Camii avlusundaki Osmanlı Hanedanına ait, 1895 yıllarına kadar gelen mezar taşlarında da bereketli üç hilal görebiliyoruz.
Kutsal Hilâl, Mısır’dan Horasan’a, oradan İstanbul’a kadar üzerinde yaşadığımız bereketli toprakların da antik adıdır. Batının zengin devletleri hep bu toprakları yağmalayarak var olabilmişlerdir. Hilâl şekline benzetildiği için bu adın verildiği akla gelebilir, ancak bu adlandırma antik toplumlarda geçerli değildir. Bölgemiz, kutsal buğday için kadınlı erkekli savaşan, parasında ve göğsünde Hilal olan Sümer (Mar-soylu) halkının toprağıdır.
Amazon adına kaynak olan Maz-oni sözcüğü içerisinde “Uma-Oz”, yani Huma Işığı, “Ma’nın esiği/uşağı, oğulu” kavramı vardır.
Atalarımız, yağmacı batıya karşı direnirken bu semboller ellerinde savaşıyorlardı. İslamiyetin sembolü de onun için kutsal Hilâl’dir.
Hilalin ortasında şems veya nokta, cim karnında bir nokta, Ay ve Güneş’i birlikte tasvir eder.
Hilal ile birlikte resmedilen ulu kişilerden bazıları: Hz.Ali, 1.Artemis, Kraliçe Zeynep, Nemrut’ta Arslan rölyefi (VI.Bedri adına yapıldı) ve Parasında hilal bulunan diğer Oğuz beyleri.
Selçuk müzesindeki Efes Artemis’i, köleleri kurtarıp kurbanlar kestiği için koynunda koç yumurtalarıyla ve boynunda Kutsal Hilal kolyesiyle resmedilmiştir. Anımsayalım, Akmenid (Egemenler) devletinin kralı olan 1.Karus’un kızı Opalizi1.Artemis ve oğlu Sümerdis Serkos, Atina’ya kadar giderek (MÖ.550) Atina oligarklarına köle öğretmen olarak satılan Anadolulu bilim adamlarını kurtarmıştı. Adındaki anlam Mis-Erat, yani Kutlu Asker demektir. Onun heykellerinde yanı başında bir geyik resmedilmesi, Şaman Oğuz töresine işaret eder, ki bugün de Dersim dağlarında geyik kutsaldır, avlanmaz. Kına yakılmış el, Kızıl El sembolü de onundur ve İştar Opa demektir, Hilal inanışlıların Güneş’ten ilham aldıklarını anlatır; çevirimi Toros, Darius, Sirius olarak karşımıza çıkar.
Osmanlı döneminde de Türkler Anadolu’da Üç Hilal sembolleri kullanmıştır:
1793-1844 Osmanlı Halifelik Bayrağı, yeşil (buğday) üzerinde sarı hilal ve güneştir.
Osmanlı askeri birliklerinde bu semboller uzun süre kullanılmıştır. 1517-1844 arasında kırmızı yeşil ortasında üç sarı hilal,1453-1844 arasında kırmızı üzerinde tek hilal.
Kutsal Hilal inanışlı iki Sümer-Oğuz devleti olan, Selevkos ve Bazileus İmparatorluğunun sembollerinde yine hilal görüyoruz. Örneğin, Nemrut tepesindeki Arslan heykelinde ve MÖ.109’da Birleşik Oğuzlu ordularının başına getirilen Potomyalı VI.Büyük Bedri’nin parasında olduğu gibi. MÖ.305’de Amasya’da Mazeus(Amizos) Mitridate (MeteOğuz BedriDade) tarafından kurulurken de bu sembolleri vardı.
Mazeus Mitridate’nın Efes’i Atina yağmacı askerlerinden kurtarışının anısına yapılan görkemli zafer takı Efes’te, Artemis anıt müzesi ile yan yanadır.
Adıyaman Kahta’da Selevkos (Sele-u Kos) ve Rize Potomya’da Bazileus (Bazi-Leus) Uygarlıklarının ulu ataları neden aynı sembolleri kullanıyordu, artık bunu anlayabiliriz. Kutsal Hilal inanışı gelmeli aklımıza.
1.Artemis’in kardeşi Smerdis’in oğullarından gelen yöneticilere MitriDate denilirdi, dedesi Bedri demekti. Pantus (PanAtası) diye de bilinen Bazileus İmparatorluğu onların devletiydi. Yani, Potomya’da büyümüş olan VI.Mitridate, SÜMERATASI olan SMERDİS’in soyundandı. Ki, Antep ZeugMa müzesindeki MHTİOKS adı, MohtiOğuz diye okunuyor.
Potomya’nın dağlarında, dağlarımıza kutsal isim verme töremizi görüyoruz; iki önemli dağdan biri Kible, diğeri Ayane’dir, ay ve güneş yan yanadır orada.
Lazopo Susalı 1.Artemis’in kendi oğullarından gelen Sele-v-Kos (Hilale inanan Oğuz) yöneticilerine AntiKos (AnasıOğuz) Hanedanı denirdi. Paralarında buğdayın Demeti-Er, Demet’in kahraman koruyucusu, yazılıdır. Buğday, Buy-da, Mu-ata, Mad/Maz, Mautu ve Mete olarak dönüşür.
Selevkos devleti yıkıldıktan sonra kurulan devletin adı Sasani (SusaAni) Uygarlığı oldu. İslamiyet, Kutsal Hilal toprakları üzerinde Sasaniler (220-670) zamanında doğdu. O nedenle, Anadolu kültürünün kendi inanışıdır İslam. İslamiyetin Kutsal Hilal inanışlıların dini olduğunu, yayılmasına en çok katkı veren 992 yılında yıkılan Şamani devleti olduğunu bilmemize rağmen hakkında pek az bilgiye ulaşabiliyorsak da, Şaman Bilgeliğinin izlerini Samanyolu resmedilmiş Bursa Ulu Cami minberinde ve çok sayıda Suriye, Şam, Halep/Alevi eserlerinde, Marlı bilge şair Ahmet Abdullah’ın (El Maari) eserlerinde görebiliyoruz.
İslam sözcüğü içerisindeki SELİ-MA, Esiği Ulu Ma, Ma-Las, yani “Benim Ulu Işığım” açılımlıdır. (Lazca bilenlerin dikkatine.) Selma ve Selime adları buna karşılıktır.
Buğday ile Bereketli Hilal topraklarının örtüşmesinin bir tarihi nedeni vardır; buğday Anadolu ve İran topraklarının, pirinç Çin topraklarının, mısır ise Meksika/Maya topraklarının doğal tahılı olup dünyaya buradan yayılmıştır.
Aydın yöresinde Üç Hilal sarı sırma işlemeli örtüler. Arasında Kayı Oğuzların “Üçlü Mızrak” sembolü görülür.
Kutsal Hilal ile Bereketli Hilal aynı isimdir; birçok mezarda hilal sembolü üzüm, incir gibi meyvelerle süslüdür.
2009’da Parion Antik Kenti kazılarını yürüten Prof.Dr. Cevat Başaran, yeni bir lahiti gün yüzüne çıkardı. Bulunan Noktalı Hilal lahiti bu şehrin ulu anası bir kraliçesinin olduğunu anlatıyor; Pari-on, Ferian (Pervin), Işık-ana. Nokta, antik dilde güneştir, kutlu Şems’tir.
Cide Loc vadisi sarı yazmalarında kenar süsü olarak kullanılan pullarda ortası nokta delikli pullar, sekiz köşeli pullar, kırmızı ve yeşil pullar, yaprak motifli pullar vardır. Ki, PUL sözcüğü kendi başına Ulu Opa, İlyapa ile eştir, şehirlere Pol, Poli, Beli, Bolu gibi adlar verilmesi, “ilhamını güneşten alanlar” anlamında, Ulu Opa’nın kondu’ğu, Kun-ata /Kent yeri anlamındadır.
Bereketli Hilal toprakları Buğday’ın yeşerdiği ilk atlas (Ata-Loc) olduğu için, yeşil, bu toprakların önemli sembolüdür ve yeşili koruyan ulu atalara saygı gereği heykelleri dikilir, anıt mezarları yapılır. Batılılar Oğuzlar için “Atalarına taparlardı” der, bu yüzden Sömürgeciliğin maskeli dini olarak doğan Hıristiyanlıkla birlikte bu heykellerimiz ve ışık bilimi yapan bilim evlerimiz “din dışı” ilan edilerek yıkılmış, tahrip edilmiştir.
Anadolu’nun yeniden tahrip edilmesi yüzyılının, yani 3.Bin Yılın Haçlı Seferinin, canlı tanıklarıyız.
Artemisleri yaratan bu topraklardan, güneyin Toros dağlarından, kuzeyin Peria Toros dağlarının Fırtına vadilerinden, asker soylu Askoros’undan, Ilgaz’dan, Loc vadilerinden, yeni Pir Azizeler, Anası-ulu (Anadolu) yurdu Antalya’dan bugün yeni Kutlu Askerler, yeni Artemisler doğmaya başlamıştır.
Bu toprakların bereketini susuzluğa esir etmek isteyen yeni HES Dere Beylerinin çıkarttıkları “sürdürülebilir” maskeli 2011 ÇET Kölelik Yasalarına ve “ daha demokratik” maskeli 2011 Kölelik Anayasasına karşı başlayan direnişin önünde, yeni Artemisleri, Anadolu’nun kutlu/ inançlı analarını, Toros dağlarının Pervin (Fer-Pan; Dağ Işığı) analarını görüyoruz.
Özgür Anadolu mücadelemiz kutlu, yolumuz aydınlık olsun!
Not:
Doğa derneklerinin düzenleyeceği, Nisan 2011’in ilk haftasında gerçekleştirilmesi düşünülen büyük Ankara yürüyüşüne derede damla olarak katılmak, bu toprakları bize bırakan ulu atalarımıza olan vicdan borcumuz olacaktır.
Yürüyüş boyunca beslenme ihtiyacımızı kendi yetiştirdiğimiz kuru meyvelerle ve kuru yol azıklarımızla yemek ihtiyacımızı gidereceğiz. Çünkü biz bu yiyeceklerimizin bereketi kesilmesin diye derelerimizi kurutanlara dur demeye Ankara’ya gidiyoruz.
Yazımın ilk halini daha önce internet sitelerinde yayınlamış olan dostlarımın dikkatine: Yukarıdaki 27.7.2010 tarihli yazımı, ulaştığım yeni bilgiler ve güncel sorunlar nedeniyle 24.1.2011’de yeniden yazdım.
Mahiye Morgül