Son Dakika Haberler

Bitişik-eğik yazıya başlarken yapılan pedagojik yanlışlar. Mahiye Morgül

Bitişik-eğik yazıya başlarken yapılan pedagojik yanlışlar. Mahiye Morgül
Okunma : 154 views Yorum Yap
Mahiye Morgül

Bitişik eğik yazıyla başlamak kadar, kitaptaki hazırlık alıştırmaları da yanlış… 2012 ders yılı başında dağıtılan İlkokul 1.sınıf kitabındaki bu yanlışları hiç konuşmadık.

Eğitim, çocuğun;

a-      Zihinsel

b-      Fiziksel

c-      Ruhsal gelişimini desteklemek içindir.

Okuma zihinsel, yazma ise fiziksel bir olaydır. Okulda gerçekleşen okur-yazarlık etkinlikleri sayesinde çocuk topluma kazandırılır, bu da onun ruhsal gelişimi olacaktır. İşlenen konular, okuduğu parçalar, resimle, müzikle vb. desteklenerek çocuğun öğrenme süreci hızlandırılır. Ve maalesef yeni programda resim müzik dersleri 1.sınıflarda bir saate indirildi.

2012’de okula başlayan çocuklarımıza verilen okuma-yazma kitabında çocuğun zihinsel, fiziksel ve ruhsal gelişimini desteklemeyen, hatta seviyesini gerileten bir durum söz konusudur. Öncelikle çocuğun fiziksel gelişimi açısından gördüğümüz sakıncalara değinelim.

Aralık ayına kadar kullanılacak olan bu kitap okul öncesine yönelik boyama ve çizim kitabıdır, bu nedenle çocuğun seviyesinin altındadır. Okul öncesi çocuklarıyla ilkokul çocuğunun aynı sınıfta ve aynı kitapta birleştirilmesi zaten başlı başına itiraz edilmesi gereken husustur. Neden iki yarıyıla ayrı iki kitap verildiği ise bir başka sorundur. Burada konumuz yeni okuma yazma kitabının çocuğun fiziksel gelişimini desteklemediği, bütün alıştırmalarda el kaslarını değil kol kaslarını çalıştırdığı, bu nedenle kitabın pedagojik sakıncaları olabileceği üzerinedir.

Yazma edimi, çocuğun parmak ve bilek kaslarını kullanmasını gerektirir; çünkü bir satırlık aralıkta eliyle yazı yazacaktır. Oysa çalışma kitabında geniş kavisli çizimler var ve bu çizimler sadece kol kaslarını çalıştırır. Kol ile çok daha büyük alanda çizim yapılır ve daha küçük yaşlarda kullanılır. Örneğin iki yaşındaki çocuk tüm sayfaya fırça sürer gibi kolunu kullanarak karalama yapar. Dört yaşındaki çocuk, bir çiçek resminin içini çizgiyi taşırmadan boyarsa fiziksel olarak bir adım daha atmış demektir.

Okula başlayan çocuğun artık kol kaslarını değil el kaslarını kontrollü kullanması gerekir. Eğer çocuğa bu yaş seviyesinde ihtiyacı olan parmak ve bilek (el kasları) çalıştırmak yerine kol kaslarını kullanacağı çizimler yaptırırsak onu fiziksel olarak geriletiriz. Okul öncesi eğitimi almış çocuklar ismini bile yazabilirken, el kasları bu kapasiteye ulaşmışken, onlara el kaslarını hiç kullandırmamak, bu becerilerini kaybettirmektir.

Çocuğu, seviyesinin altında işlerle oyalamak gibi onu seviyesinin üzerinde yapamayacağı işlere zorlamak da yanlıştır. Amuda kalkmasını istemek ne kadar yanlışsa, çocuğa amuda kalmış çocuk resimlerini defalarca göstermek, ya da kule oluşturan çocuklar resmedip bunu sporcu çocuklar diye örnek göstermek de o kadar yanlıştır. Maalesef kitabımızda bu yanlışlar var.

Okula başlayan çocuğun bir satırlık alana kontrollü çizimler yapabilmesi için bir ay kadar hazırlık dönemi gerekir. Eski öğretmenler bunu bilir, uygulardı. Aşağıdaki resimde önceki müfredata göre hazırlanmış EL ALIŞTIRMALARI örneği görülmektedir.

1981’de FRT’de hazırlanmış olan yetişkinlere okuma yazma çekimleri sırasında stüdyonun duvarında görülen el alıştırmaları levhası, okuma yazma öğretilirken yetişkinlere bile el alıştırması yapılacağını bize gösterir.

Başlangıç eğitimini eğik-bitişik yazıyla vermek, çocuğun el kaslarının kontrolünü zorlaştırır, dik yazması gerektiğinde yazısı bozuk olur. Doğru olanı dik ve kitap harfleriyle, hayatta her ana karşılaşacağı standart harflerle başlamaktır. Önceki yıllarda bitişik dik yazı 9 yaşında, eğik-bitişik yazı ise çok daha sonra ve sadece Güzel Yazı derslerinde hafta bir saat verilirdi. Eğik yazı bir zamanlar sanat eğitimi kapsamında bir dersti.

2012 İlkokul 1.sınıf kitabında çocuklara kalemle üzerinden giderek çizimi verilen eğri şekillerin bazıları çocuğun başını döndürecek şekildedir (sh.122). Çizim kahramanı Bilge adlı çocuk tiplemesi amuda kalkmış pozisyonda, başı yukarıda, elleri aşağıda, bacakları havada açık şekilde, bu pozisyonda büyükçe eğri çizimler yapar halde resmedilmiştir.

http://ttkb.meb.gov.tr/dosyalar/kitaplar/1sinif_calismakitabi_I.pdf

Çocuğun gözlerini bozacak şekilde kaotik resimler vardır. Örneğin Sh.44’de üç balina birbirine girmiş haldedir, çocuk bunların hangisi önde hangisi arkada, nasıl boyayacaktır? Perspektifi yoktur, kaotiktir, göz bozar, bu resimlerle matematik yapılamaz, çünkü bunlar sayılamaz. Benzer göz yanılmaları sh.64’de elmalarla, 162’de eşyalarla, 163’de şekillerle yapılıyor.

Sayfa 123, 124 ve 125’deki eğri çizgi çalışmaları baş döndürecek eylemlerdir. Baş dönmesi, beyinden kan çekilmesi, kanın beyne ulaşmasında azalma demektir. Kaykay ile kocaman kurdele çizen çocuğu taklit etmek, bunu sürekli yapar halde olmak, gece düşünde bile başını bu şekilde sağa sola sallamaya sebebiyet verebilir. Yukarıdan aşağı doğru inen eğri çizgiler yapmak, aşağı düşme duygusu verir. Bulutların arasında uçakla dolaşmak, boşlukta kalmak duygusu verir, baş dönmesi yapar. Bunlar, fiziksel olarak da tansiyon düşürecek imajlardır.

Bir başka yanıltma Sh.47’de, hiç biri matematiksel BİR olmayan nesneleri çocuğa nerede bir var diye aratıp duruyor; gözleri yorgun düşene kadar bakacaksa, çocuğu şaşırtacaksa bu öğretim de değildir eğitim de değildir. Kaldı ki aynı resimde negatif enerji veren ne olduğu belirsiz irkitici bir şekil en üstte dikkati çekmektedir ki, çocuğun dikkati buraya çekildiği anda bir daha sorulan soruya dikkatini veremez. Bu sayfadaki pedagojik yanlışlar çocuğun ruhsal gelişimi açısından ayrıca incelenmeye değerdir.

Ayrıca, BİR sayısı ilk defa bu resimde verilmektedir, çok sayıda bir resmi biribirinden farklı amaçlarla resmedilmiş haldedir ve burada matematiksel TANE olarak sayılabilirlik ifade eden hiç bir şey resmedilmemiş, üstelik bir sonraki sayfada kutu içerisinde “nokta” ile bir kavramı verilmektedir; böyle bir sayı değeri yoktur, “nokta” ele alınıp sayılabilir nesne değildir, nokta ile sayı öğretilemez, burada matematiğin temeli de yanlış atılmaktadır.

Diğer yandan karikatürize kahramanımız Bilge sıkça bu yaşta yapamayacağı akrobasi hareketiyle, amuda kalkmış, başı yukarıda ve ayakları havada açıkken resmedilmektedir. (sh.8, 132, 146, 167, ) Bunlar, çocuklar tarafından taklit edildiği taktirde tehlike oluşturacak hareketlerdir. İkinci yarıyılda dağıtılacak olan Türkçe Çalışma kitabında ise çocuklar balon gibi havada, bulutların üzerinde, ayağı yere basmayan şekillerde resmedilmişlerdir. Taklit edilebilirliği binde sıfır olan resimlerle çocukların fiziksel gelişimine hiçbir katkı verilemeyeceği gibi, olumsuz örneklerle de çocukların akli dengesi bozulabilecektir.

Sh.166’da; çizgi çalışması büyük aralıktan küçük aralığa doğru, her satırda farklı irilikte yapılıyor… Çocuğun kasları standart bir çizime alıştırılmıyor demektir.

2005 yılından beri çocuklarımıza verilen bitişik eğik yazıyla, Türkçe imlâ kurallarını öğretmek zorlaşmaktadır. Şöyle ki; İngiliz alfabesinde Ö-Ü-Ğ-Ş-Ç harfleri yoktur, bu dilde bitişik yazıyla bir kelime yazarken sonuna kadar elini kaldırmadan yazılabilir, akışı kesmeden diğer kelimeye geçilir. Bir tek İ harfi noktalıdır, bu harf I yazılsa bile İ olarak okunmaktadır. Kril alfabesinde de bizim gibi ince sesli harfler vardır, ancak söz konusu harfler bizimki gibi noktalı ve çengelli değildir.

 Oysa Türkçe’de bitişik yazarken, sonuna kadar kelimeyi elini kaldırmadan yazdıktan sonra dönüp baştan imla işaretlerini koymak gerekir. Bu durum kesintili yazmaya, dikkati dağıtmaya, imla hatası yapmaya ve kelimenin anlamını kaybetmeye sebebiyet verir. Çocuğu zora koşar, kendi dilini doğru düzgün yazamama sonucu verir, çocuğa faydadan çok zarar verir.

Çalışma kitabı boyunca çocuğa hiç düz ve dik çizgi çizdirilmiyor. Çocuk hiç düz çizgiyle karşılaşmadığı için bunun sonucunda çocukta düz- doğru kavramı oluşmuyor. Sınıfta doğru oturuş da verilmediği gibi, sınıfta kavga ederken resmediliyor. İkinci dönem Türkçe kitabının kapağındaki gemi adeta batarken resmedilmiş ve ufuk çizgisi yok, çocuklar asla düz çizgiyle karşılaşmıyorlar.

Bütün kitaplarda çocuğun fiziksel gelişimine aykırı olacak kadar bozuk duruşlarda resmedilmiş çocuklar. Taklit edilmesi sakıncalı olan böyle resimler bir eğitim kitabında asla yer almamalıdır.

Gelecek yazımızda, ders kitaplarında yer alan bozuk resimlerin çocuğun zihinsel ve ruhsal gelişimine nasıl olumsuz etki yapacağı üzerinde ayrıca duracağız. Bu yazımızda sadece çocuğun fiziksel gelişimine ters düşen hususları dile getirdik, bu okuma-yazma öğretiminden vazgeçilmesi için önemli pedagojik gerekçeler ileri sürdük. Eğitim sendikalarının, okul aile birliklerinin, derneklerin ve velilerin bu yıl dağıtılan ders kitaplarının durdurulması için bu müfredata karşı iptal davası açmalarını, MEB’na baskı yapmalarını bekliyoruz.

Ayrıca, vatandaş olarak ödediğimiz vergilerle çocuklarımıza böyle bozuk kitaplar verildiği için hepimiz zarardayız. Tüketici Hakları Derneği tarafından açılacak böyle bir kamu davasına hepimiz omuz vermeliyiz.

16.11.2012

Mahiye Morgül / ww.mahiye.net