Son Dakika Haberler

Çocuk Nörologu Bahri Karaçay Cinsiyetçi Zekayı İlân Etti

Çocuk Nörologu Bahri Karaçay Cinsiyetçi Zekayı İlân Etti
Okunma : 151 views Yorum Yap

mmorErzurumlu çocuk doktoru Bahri Karaçay, İowa’da bir İlaç Kolejinde doktor öğretmen. İnternette Erzurum türküleri söylediği bir sitede hakkında ilginç bilgilere rastladım. İnsanda erkek zekası kadın zekası diye cinsiyet ayrımına dayalı yeni bir zeka ayırımı olduğundan söz ediyordu ve TURKANA adlı müzik grubuyla saz çalıp türküler söylüyordu. Turkana adını Amerikana (gerçek Amerikalı) adından esinlenerek koymuştu.
Ona Turkana adının Afrika’nın ortasındaki Turkana gölünden beri Türklere ait bir sözcük olduğunu yazdım.
Bahri Karaçay bana cevap verdi, o sitenin kendisine ait olmadığını ve gerçek sitesinin adresini verdi. http://www.bahrikaracay.com/turkce/
Ona şunu yazdım.
Değerli Bahri Bey, bana dönmenize sevindim.
 
Öncelikle eğitimciyim, öğretmenlerin öğretmeniyim, Müzik Nasıl Öğretilir kitabım dahil hemen bütün kitaplarım ülkemizde alanında ilktir. Çocukluk çağı müzik eğitiminde, oyun içinde öğrenme, Drama, Kodaly, Orff, Suzuki gibi grupla eğitim yöntemlerinde alanda söz sahibiyim.
 
Sizinle bir şeyi paylaşmak istiyorum:
 
Çocuk bireydir dediğimizde onu eğitemeyiz, çocuk sosyal varlıktır dediğinizde onu eğitiriz. Bireydir dediğinizde onun bireysel öğrenme talebi karşınıza gelir, çocuk sosyal varlıktır dediğinizde ancak onun eğitimi söz konusudur.
 
ABD, 1983’de “çocuk bireydir” demeye geçti, eğitimden para kazanmayı seçti, sosyal varlığı reddetti. Böylece, bireysel öğrenmeye aileler daha fazla para harcayacak, eğitim kamu hizmet olmaktan çıkacak, devlet eğitime para ayırmamış olacak, öğretmenlik mesleği out olacak, bilgisayar satışları artacak… Eğitim yok, öğrenme var, ama ne kadar? İşte sonuç; eğitim bitmiş, müfredatlar iyice boşalmış, ne kadar az bilgi o kadar uzun öğrenme süreçleri… Açık söyleyelim, ABD bireysel öğrenmeyle eğitimde dibe vurmuş haldedir ve aynısını bize öneriyor.
 
Sosyal varlık diye tanımladığımız çocuğu, insanın insanla buluşmasıyla gerçekleşen “insanlık” serüveninden alıp insansızlaştırmayı öneren modellere, yeni putlar karşısına çocuğu dikilmeye götürüyoruz… İnsanı HAVASS’dan ayırmak, ruhsuz yaratık haline getirmektir bu, değil mi? Ruh yoksa insan nedir? Cevabını Kuran’dan bile verebilirsiniz, çünkü tarihte böyle şeyler yaşandığı dönemde yazıldı Kuran.
 
Sizi sosyalleştiren  Erzurum Halk Müziği Korolarını anımsayın. Bilgiye erişim her şey değildir. Bilgisayar başında türkü söyleyemezdiniz. ABD’de, Halk Okullarından müzik dersini, yani birlikte şarkı söylemeyi kaldırmışlar, şimdi “şarkı söylemek şakraları açar,  şakraları şarkı söyleyerek açma kursu” ilanı veriyor. Önce yok et, sonra parçasını sat, diyor. Ahlaki değildir,  adil  değildir, İslamî hiç değildir.
 
Bizim kültürümüzde, Oğuz töresinde, her çocuk hepimizindir. Süt annelik kültürümüz sayesinde öksüz kalan hiç bir çocuk aç da kalmaz, üstelik öz kardeş gibi onlar arasında evlilik de yapılmaz. Yani Türk töresi çocuğu koruma töresidir, günahsız melek sayar çocuğu.
Bugün batının paraya tapanlar tarikatı, çocuğu  üzerinden para kazanılacak meta olarak görüyor, sözde bilim adamları da buna göre siparişle makale yazıyor.
 
H.Gardner buna evet dedi, çocuk eğitimcisi olmadığı halde zeka çok parçalıdır, dedi, hatta bize “çoklu zeka” diye çevirisi yapıldı, yutturuldu. Oysa ZEKA TEKTİR, DİĞERLERİ YETENEKTİR, biz bunu Öğretmen Okullarında  Eğitim Psikoloji dersinde okurduk. Ben müzik öğretmeniyim, müzik ayrı zeka değil, yetenektir, zekanı yeteneğin olan yerde kullanırsın o başka, benim matematiğim de iyiydi, fizik, uzay geometri, en sevdiğim derslerdi.
 
Çocuğun zekası üzerinde parçacı yeni tanımlar üretilmesi, bu arada binlerce yılın temel kavramını çöpe atmak, Dünya Ticaret Örgütünün talebi idi, yeni eğitim sektörü yaratılacaktı, teknoloji satılacaktı. Oysa çöpe attığımız bebelerimizin beyinleridir.
 
Gardner 1983’de Küreselleşme startıyla birlikte başladı zekayı parçalamaya, 2009’a geldiğinde 9.zekayı buldum dedi, adı DİNSEL ZEKÂ!
Gerekçesi çok komikti. ABD’de her yerden gelen tarikatlar var, onlar kendi din eğitimlerini kendileri vermelidir, çünkü devlet bunu her aileye ayrı ayrı veremez. Peki, bunu söylemek için Dinsel Zeka diye bir doğuştan getirilen zeka tarifi yapmaya ne gerek vardı ki. Demokratik talepler içindeki bir durumdur bu. Adam bilim adamı değil, siyasete batmış bir vakfiye profesörü, anlıyorum ki bu sefer tarikat-cemaatlerin talebine kılıf yazdı, her türlü cemaat kendi din dersini kendisi versin istiyorlardı. Buna zeka kılıfı uydurulması bilim adına hiç hoş değildi.
 
Türkiye’de konferansa davet edilmişti, alay etmiştim,  9.dinsel zekadan sonra 10.cinsel zekayı da keşfeder artık, demiştim.
 
Şimdi sizin Kadın Zekası Erkek Zekası başkadır diye ortaya çıkışınız çok enteresan oldu. Çocuklar arasında cinsel ayırım için gerekçe olarak kullanılacak bir şey söylediğinizin farkında mısınız? Korkarım buna dayanarak çocukların ayrı sınıflarda okutulmasını getirecekler. Siz bunu hiç düşündünüz mü?
 
TUBİTAK’tan bilirsiniz, Nihat Berker, “Spin camları altında bunalım ve kaos” yazdı. Bununla KNOV HOW parası kazanıyor. İnsan beyni nasıl aldatılır? Budur yazdığı. Tanrının insana bahşettiği en yüce meziyet olan AKIL, nasıl kaosa çevrilir, alt beyinden üst beyine fotoğraf çağıran, yani olaylar arasında bağ kurmaya(ZEKA) yarayan ulu ışık (Ziya) nasıl karartılır, bunu yazdı. Bence, insan öldürmek kadar büyük suç ve günah kabul edilmelidir.
 
Sizin kadın-erkek diye zekayı ayırmanızın getireceği sonuçlar bundan daha masum kalır elbette. Ama çocukların sınıflarını ayırmak için, kız zekası-erkek zekası diyerek sizin üzerinizden bir gerekçe yaratmalarına lütfen fırsat vermeyin.
 
Zekâ, olaylar ve nesneler arasında bağ kurmanın adıdır, hızlı bağ kurarsan zeki, yavaş bağ kurarsan az zeki olursun, özeti budur. Ne yetenekler zekadır, ne kültürel farklar zekadır, ne cinsiyet farkı zekadır, binlerce yıllık eğitim tarihinde yok böyle şey.
 
Her şeye zeka demekten vazgeçmeliyiz, bunun sonu yok. Tanımlar yüzyıllardan beri geçerli olmuş, insanoğlu bu zekâ düzeyine gelmiş.  Çocuklar arasında cinsiyet ayırımı yapılmasından başka bir işe yaramayacak olan böyle bir kavramsal tartışmayı lütfen yeniden gözden geçirin.
 
Sağlıkla, ışıkla…
Mahiye Morgül
15.2.2013 /Ankara