Son Dakika Haberler

İzmir’in 1.Sınıf Türkçe 2.Kitabında 23 Nisan

İzmir’in 1.Sınıf Türkçe 2.Kitabında 23 Nisan
Okunma : 124 views Yorum Yap
Mahiye Morgül

2012-2013 ders yılı için basılmış olan Türkçe 1.sınıf 2.Kitap’ta, 58.sayfada, “ATATÜRK VE ÇOCUK” başlıklı bir okuma parçası var. İzmir okullarına yeni gönderildi, MEB sitesine henüz konulmadı, aileler bu kitabı henüz açmadı, 2.dönem, belki de 3.dönem verilecek ellerine. Atatürk, şoförünü nasıl azarlamış oradan okuyacağız. Küçük dilinizi yutmamak için yanınızda bir bardak su hazır edin.

Önce yazının resimlerine bakalım; bu yazı için yapılmış çizgi-roman tarzında resimlerle başlayıp gerçek fotoğraflarla bitiriliyor. Resimlerde tutarlılık yok. Temsili resimlerde Atatürk arabanın önündeki buzlu camdan bakıyor gibi, ama bulanık camdan görünmüyor ve bu araba sokağın ortasında misket oynayan bir çocuğu ezmek üzeredir.

Yazı, 48-52 sayfaları arasındaki beş sayfaya yayılmış olup, toplam kısacık beş paragrafı vardır ve 5 tane resimle şişirilmiştir. Resimlerin 3 tanesi uyduruk resim, 2 tanesi gerçek fotoğraftır. Resimlere bakarak ilk saptamayı yapalım; bu metin, yarı hayal yarı gerçektir, algılanabilir değildir, zihinsel kaos yaratır.

Ünite başlığı “Birey ve Toplum” olan bu okuma parçası 23 Nisan Haftasıyla ilişkilendirilerek bitiriliyor; üst başlıkla sonuç cümlesi arasında bağlantı yoktur, bu durum yazının bellek kaydında kaosa sebebiyet verir.

 

*İlk sayfadaki resim neredeyse tüm sayfayı kaplıyor, okuma parçasının adı bu resmin altına yerleştirilmiş… (Parçanın adı sayfanın üst tarafına konur!) Resmin altında sadece dört satır yazı var. Resimde köşeyi dönmekte olana siyah bir araba var, sokağın ortasında misket çukuru açmış olan bir çocuk orada misket oynuyor… (Yanlış örnekle okuma parçası olmaz!  Ayrıca, taş döşeli araba yolunun ortasına o çocuk misket çukuru açamaz, olanaklı değildir.)

….

 ATATÜRK VE ÇOCUK

Güneşli bir bahar günüydü. Atatürk, otomobille “Orman Çiftliği”ne gidiyordu. Bir dönemece gelmişlerdi. Küçük bir çocuk gördüler. Çocuk, yolun ortasında oynuyordu.

….

İkinci cümlenin neden koyu yazıldığı anlaşılır değildir. Burada bir alıntı cümlesi mi vardır, hayır yoktur. Dikkat çekmek için yapılmış olabilir, o zaman da gereksizdir, tırnak içindeki yazı zaten dikkat çeker. Ancak bir daha yanlış yazım vardır, özel isimden sonra tırnakla değil, virgülle kesme yapılır. Adı, Orman Çiftliği değil, Atatürk Orman Çiftliği’dir.

 

*İkinci sayfada; resim aşağıda yazı üste olmaz! Yandaki sayfada sayfa dibinde bitmişti paragraf, buradan karşı sayfanın en yukarısına göz atlaması zorlayıcıdır. İki sayfa arasında resimlerin yerleştirilmesinde denge yok…

Bu resimde, buzlu camlardan içi görünmeyen kocaman siyah eski bir araba, şoförü yola inmiş, küçük çocuğu azarlıyor, arabada bulunduğunu hayal ettiğimiz Atatürk ise buğulu camın arkasında belli belirsiz… Bu camdan dışarıyı görmek zaten mümkün değildir!

….

Şoför korna çaldı. Ancak çocuk hiç aldırış etmiyordu. Oyuna devam ediyordu. Sonunda şoför, arabadan inip çocuğa kızdı. Onu sertçe tutup yolun kenarına çekmek istedi.

….

 

“Çocuk hiç aldırış etmiyordu”… Burada çocuğun kasti davranışı var gibi ifade var, oysa çocuk oyuna dalmış veya sağır da olabilir… Yani, çocuk azarlanmayı hak etmiş gibi kasıtlı gerginlik yaratılmış; böyle gerilimli anlatımlar ders kitaplarına giremez. Sonra, şoförün niyetini okuyor yazar… “arabadan inip çocuğa kızdı. Onu sertçe tutup çekmek istedi” diyor; yanlışa karşı yanlış… Çocuk için algılanır değildir.   

 

*Üçüncü sayfada yine kocaman temsili resim ve resimde siyah araba, şoför korkuyla arabadan içeri bakıyor, ön koltukta bizim göremediğimiz Atatürk şoförü azarlamaktadır…

….

Bunu gören Atatürk, şoföre seslendi:

-Ne yapıyorsun, ne yapıyorsun?

-Efendim… 

-Efendimi var mı bunun? Bir çocuk, ancak sevgiyle tutulur. Onunla yine sevgiyle konuşulur. Çocuk demek, yarın demektir.

….

Gerilimin tırmandırıldığı bölümü okuyoruz; Atatürk şoförünü azarlıyor!!!

Atatürk’ün üslubu bu değildir. Şoföre değil “şoförüne seslendi” şeklinde yazılsa o bile daha uygun dil olurdu. Galiba yazının maksadı Atatürk’ü böyle bir gerilim ortamında hayal ettirmektir. Buradan çocuklara armağan edilmiş bir bayram çıkartmak da doğrusu büyük ustalık!  Koyu yazılmış olan son cümle ise, 1.sınıftaki çocuklar için henüz algılanır değildir.

 

*Dördüncü sayfada bu konuyla ilgili olmayan gerçek bir fotoğraf; Atatürk kalabalığın önünde bir çocukla konuşmakta, elini uzatmış çocuğun çenesini okşamaktadır. Kısacık üç satır bu resmin üzerindedir. Fotoğraf, sayfanın çok büyük bölümünü kaplamış haldedir. Bu kaplama alanı diğer sayfalarla orantısızlık arz ediyor.

….

Atatürk, çocuğu sevgiyle tutup kaldırdı. Başını okşadı. Ona güzel sözler söyledi. Daha sonra yola devam ettiler.

….

Her şey muğlak… Ne zaman arabadan indi, çocuğun yanına ne zaman gitti, çocuğa nasıl güzel sözleri söyledi, sözün güzeli nasıl olurmuş bunu neden okuyucuya vermedi… Oysa okuma parçası çocuğa güzel sözler okutmak için ders kitabına girer.

Çocuğu tutup kaldırdı… Paragraf bitti, çocuk hala orda kalmış gibi, yarım kalmışlık hissi veriyor.  Son cümle dil hatası içeriyor; tekil devam eden anlatıma, “ler” ile bitiş yaptı.

*Beşinci sayfadaki fotoğrafta;  Atatürk subayların önünde ayakta duran bir erkek çocukla konuşmaktadır.

….

Atatürk, bu davranışıyla çocuklara ne kadar sevgi duyduğunu gösterdi. Atatürk, her zaman çocukları çok sevdi. Onları, ülkenin geleceği olarak düşündü. Bu yüzden 23 Nisanı çocuklara bayram olarak armağan etti.

….

Bir bayramın doğuşu bu kadar yavan anlatılırdı…

Belli ki bu parça 23 Nisan haftasına denk gelecek şekilde düşünülmüş, ancak, bir bayram havası hiç verilmemiştir. Yoksa, Atatürk Orman Çiftliğine gittiği o günü mü Atatürk çocuklara bayram olarak armağan etmiş?!

Kitabın sayfa diplerine kondurulmuş şaşırtmaç maskara kirpi bu yazının ciddiyetiyle hiç örtüşmüyor. Bu şaşırtmaçlar, “bak bak kuş” diye anlatılan tasvirler olup, karikatür dergilerine uygundur. Bunlar dikkat dağıtma işlevi gördüğü için eğitim kitaplarına asla girmemelidir.

Maalesef ders kitaplarının her sayfasında böyle maskaralıklar görebiliyoruz; maksat dikkati dağınık nesiller yetiştirmek olunca kitaplar disleksi silahına böyle dönüştürülebiliyor.

Böyle okuma parçalarıyla Türkçe öğretimi olmaz, Atatürk de, 23 Nisan da böyle öğretilmez! Bu kitaplar çocukların eline verilecek kitap değildir, okullardan kaldırılmalıdır.

İzmir ve Ege bölgesi çocuklarına verilen bu Türkçe kitabına Bölge İdare Mahkemelerinde “yürürlüğü durdurma” talebiyle davalar açılmalıdır.

 

İlkokul 1.sınıfa 3 dönemlik kitaplar bastıran MEB bunu niçin yaptı?

 

Bir yıl içinde üç kere kitap dağıtımına göre baskı yapıldığını görüyoruz. Birinci sınıf kitaplarında bunu açıkça görüyoruz.  Örneğin yukarıdaki kitap ikinci dönemin 2. kitabıdır. Bunun, modül sisteme geçiş hazırlığı olduğunu, konuları parçalayarak bir dönem daha tatil yapılacağının işareti olduğunu söyleyelim. Bir ders yılı üç dönem olacak şekilde, Aralık sonunda 3 haftalık bir tatil, Mart sonunda 3 haftalık bir tatil daha… 23 Nisan bayram hazırlığı mı yaparsınız, artık ailece turizmi canlandırmaya tatile mi çıkarsınız…

Ulusal Egemenlik Bayramı, adı gibi bayramı da balon olur uçar… Ankara baskısı 1.sınıf Türkçe 2. kitabında aynen böyledir; onlarca balon çocukları göğe uçuruyor, çocukların ayağı yere basmıyor, bulutlardalar… İlkokul 1 Ders çalışma kitabında 2 sayısını öğretirken de böyle resmedilmiş haldedir; resimde çocuğun elinde iki balon var, çocuğu da peşinden bulutlara kadar uçurmuş, çocuk bulutların üzerinde… Yer çekimi kanunu bitti, bu resimde çocuğun aklı çöker!

Buyurun tatillere bir daha bakın. Müslüman ülkemize üç hafta KRİSTMİS tatili gelirse şaşırmayın. Hani öğretmenlere yaz tatili kalkıyor dedikodusu çıkmıştı ya… Yıl ortasına açılan üçer haftalık ara tatiller yaz tatilinden alınıyor da ondan.

İlkokul 1.sınıf Çalışma kitabında  ‘A ve E sesiyle Aralık ayı bitiyor’ dedikleri işte odur.

Ben de koyulaştırarak yazayım:

Ders yılı 3 döneme bölünüyor, çünkü ders kitapları üçer aylık modül sisteme göre hazırlandı. Yılbaşından önce 3 haftalık Kristmis (Christmas) tatili geliyor! İsa’nın doğumunu istesek de istemesek de tatil yaparak kutlayacağız

Bu da ev ödeviniz: Anadolu Lisesi İngilizce ders kitapları ilkokul 4.sınıf seviyesine indirildi. Sizce neden?

Mahiye Morgül /www.mahiye.net /5.12.2012