Son Dakika Haberler

Matematik 1.Sınıf Kitabı Pedagojik Kurallara Aykırı Yazılmışsa. Mahiye Morgül

Matematik 1.Sınıf Kitabı Pedagojik Kurallara Aykırı Yazılmışsa. Mahiye Morgül
Okunma : 93 views Yorum Yap

Mahiye Morgül
Mahiye Morgül

Matematik nedir, tanımıyla başlayalım.
            “Matematik, sayılabilir ve ölçülebilir nesnelerin sayılması ve ölçülmesi için birimler kullanan bilimdir.”
           Çocuk için anlaşılmaz olan soyut ve gözden uzak nesneler sayılabilir değildir. Tanesi, alanı, uzunluğu, ağırlığı ve hacmi olmayan, yani birim değeri olmayan soyut nesneler matematiğin konusu değildir. Aksi halde çocuk matematiği algılayamaz.
Çocuk, kendi algı alanı içerisinde olmayan şeylere zorlanırsa, konuya kendini veremez, dersten soğur. Her eğitimci ve her kitap yazarı, öncelikle çocuğun yaşına göre algı alanı içine giren durumları bilmek zorundadır. Bunlara pedagojik kurallar denir. Eğitimcinin görevi matematiği de pedagojik kurallara uygun şekilde öğretmektir.
Çocuk eğitiminde en temel pedagojik kurallar;
a-      somuttan soyuta,
b-      yakından uzağa,
c-      bilinenden bilinmeyene,
d-      ayanilik (açıklık ve örneklendirilebilirlik),  kuralıdır.
Bunlara “eğitimde çocuğa görelik ilkeleri” denir. Bu ilkeler öncelikle matematik dersi için geçerlidir.
            En basit ifadeyle, matematik, başlangıçta tane ile sayılabilen nesnelerle öğretilir. Örneğin noktalar, bulutlar, suyun altında dağınık halde yüzen balıklar çocuğa saydırılmaz. Sayılması istenen nesneler çocuğun eline verilir, resimleri düzgün sıralı şekilde çizilir, tane tane saydırılır. İleride, bir üst aşamada, o nesnelerin miktarı, ağırlığı, uzunluğu,  alanı, hacmi ölçülecek, kilosu, lirası, metresi, metre karesi, litresi, metre küpü belirlenecektir. Bu anlamda, matematik konuları bir biri üzerine oturtularak öğretileceği için, temelinin çok doğru atılması gerekir. Pedagojik kurallara uyulması o nedenle o kadar çok önemlidir.
            Somuttan soyuta şudur; çocuklar, dokunarak sayarlar, dokunarak algı burada önemlidir. Nesnenin varlığını hissetme ancak dokunmayla başlar. Örneğin öğretmen bir çocuğa “sınıfta kaç öğrenci var, say da gel” dediği zaman, çocuk tek tek her bir öğrencinin omzuna dokunarak sayar. Sıraları da böyle dokunarak sayar. Dördüncü sınıfa geldiğinde gözleriyle sayar, eşleştirerek ikili – üçlü gruplara ayırarak yani kümeleyerek sayar.  Çocuğun bu özelliği nedeniyle, somut, yani dokunabilir olanla başlanır.
Yakında uzağa şudur; çocuklar en iyi yakınındakini görebilir, bizzat görüp dokunabildiği nesneleri algılayabilir. Önce evin içi, aile, sonra sokak, yakın çevremiz, sonra okulumuz, sonra şehrimiz, ülkemiz, dünyamız, uzay… Örneğin nesnelerin önce tanesi, sonra ağırlığı, sonra hacmi… Bu nedenle Matematiğe geometri ile başlanmaz, hele küre, prizma ile hiç başlanmaz. Maalesef 1.Matematik kitabı bunlarla başlıyor.
Bilinenden bilinmeyene şudur; Çocuğun evde günlük karşılaştığı durumlar onun için bilinendir. Örneğin yediği elma, taneyle sayılır, resmi çizilir, adı yazılır, cümlede kullanılır, elmalarla toplama-çıkartma yapılır. Elmanın içerdiği besin maddesi, yetiştirilmesi, türleri, benzer konular daha ileride fen bilimlerinin konusu olacaktır…
Ayanilik şudur: Açık seçik görülebilir, örnek gösterilebilir olmaktır. Sorulan şeyin somut anlaşılır, göz önüne getirilebilir olması gerekir. Sorulan soruda dolaylı veya negatif dil olmamalıdır. Çocuk, hiçlik, yokluk üzerinden düşünmeye zorlanmamalıdır; Matematik hiçliği-yokluğu ölçme bilimi değildir. Matematik, var olanı hesaplar, artı olarak kalanı buldurur, sonucu artı olarak ister, dengeyi kurar.
Denge, evrensel anlamda da aynen VAR olmanın koşuludur. Evrendeki ve insandaki dengeyi yok etmek üzere bir matematik yoktur, olamaz. Yokluk duygusu insanda hiçlik psikolojisi yaratır ki insanoğlu buna göre yaratılmamıştır, o nedenle hiçlik duygusu kabullenilir değildir. Topluma böyle olumsuz duygu vermek üzere üretilmiş Psikolojik Savaş filmlerinin yanına artık Matematik ders kitaplarını da koymamız gerekecektir.
Çocuğa olmayan bir şeyi saydırmak, negatiften soru sormak, dolaylı anlatımlarla konuyu algılayamaz duruma sokmak, gibi pedagojik aykırılıklar çocuğa karşı zihinsel terör kabul edilmelidir ve yaptırımı olmalıdır.
Matematik kitabının dili çok önemlidir;  soru sorma ve anlatım dili “ayanilik” kuralına uymalıdır.  Eğer başkasının bilmesi istenen bir soru ona sorulmuşsa üstüne almaz. Keza soru, bilinmeyen bir kişiye göre düzenlenmişse, çocuk bu soruyu kendine sorulmadığı için üstüne almaz, doğal olarak kendini soruya veremez. Çocuk, kendisini merkeze koyarak düşünür, kendisine sorulan soruya odaklanabilir. Bu nedenle matematik sorusu üçüncü şahıslara yönelik sorulmaz.
Okullara dağıtılan ilkokul Matematik ders kitaplarının yazım dilinde maalesef bu pedagojik kurallara aykırılıklar vardır. Eğer çocuklarımız matematiği öğrenmede zorlanıyorlarsa, biz yetişkinler onlara doğru kitaplar hazırlamadığımız içindir.
2012-2013 ders yılında dağıtılan 1.sınıf Matematik kitaplarından sadece bir tanesi üzerinde yaptığım çalışmayı, velilerin, kamu gözetmeni idarecilerin ve hukukçuların dikkatine sunmak isterim.   Bu kadar çok pedagojik ve bilimsel yanlış içeren bir kitabın okullara dağıtımının durdurulması ve MEB’nın eba.gov.tr resmi sitesinden kaldırılması acil talebimizdir.
http://files.eba.gov.tr/ekitap_ftp/matematik/1/dersvecalisma/meb/matematik_1_dersvecalisma_meb_matematik_XaYKN.pdf
Kitabın adı: MATEMATİK 1, DERS VE ÖĞRENCİ ÇALIŞMA KİTABI, 2. KİTAP
Yazarlar: Serpil BOZ, Ufuk ÖZÇELİK, Çağla KAYGUSUZ
Kitapta, “çözelim öğrenelim” başlıklı bölümler var. “Çözelim Öğrenelim” yazısı eğri büğrü ve değişik renklerle yazılmak suretiyle okunması güçleştirilmiş olup çocuğun dikkatini dağıtmaktadır. Oysa bu bir matematik kitabıdır, azami derecede dikkat dağıtacak şeylerden sakınmak gerekirdi.
Keza anlamsız eğlendirici bölümlerin de bu kitapta yer almaması, çocuğun matematiği oyunla karıştırmaması gerekir;  çünkü Müzik, Resim ve Beden Eğitimi gibi çocuğun zihinsel ferahlama ve enerji toplama ihtiyacını karşılayacak dersleri zaten vardır. Bu arada belirtmemiz gerekir ki, yeni programda resim ve müzik ders saatlerinin azaltılmış olması, çocuğun hayat bulduğu ve zihinsel enerji topladığı bu derslerden onu mahrum etmektir. Sonuçları, çocuğun okulu ve dersleri sevmemesi şeklinde görülecektir. Oysa, özellikle müzik dersi, ritmik algıyı ve dengeyi doğrudan beslediği için matematiğin öğrenilmesinde beynin baş besinidir ve aynı anda çocuğun dil gelişimini desteklediği için de eğitimin olmazsa olmaz dersidir.
 
            Pedagojik eleştirilerimiz:
 
1.sınıf, 2.Matematik Kitabı, 3.Ünite ile başlıyor, adı TOPLAMA ZAMANI;
1.Bölüm TOPLAMA İŞLEMİ.
(Kitap, doğrudan sayfa numarası 92 ile başlıyor! Anlaşılır değildir. İkincisi, başlıkta verilen sayıların toplanmasıyla ilgili bir “zaman” kavramı gerçekte yoktur. “Fındık toplama zamanı” der gibi, mevsimlik işten söz eder gibi,  böyle bir Türkçe ifade de yoktur. Çocuk henüz kendisi için soyut olan “zaman” kavramını burada anlamakta zorlanacaktır.)
 
            Sh.92/ Soru: Sudaki yengeçler birer birer karaya çıkıyor. Çıktıklarında karadaki yengeçlerin sayısında nasıl bir değişiklik olur?
(Sudaki yengeçler karaya çıkınca nasıl toplanıyorlar! Matematiksel toplama kavramıyla yengeçlerin kayaya çıkıp kendiliğinden toplanıyor olması aynı kavram değildir. Çocuk toplama kavramını böyle öğrenemez. Zaten yengeç dokunarak sayılabilir değildir, tutmaya kalktığında suya kaçar. Çocuk, sonucu “hiç” olan bir durumda saymaya zorlanıyor. )
            sh.96/ Soru:
a.  R e s i m d e k i farelerden kaç tanesi peynir yiyor?
b .  2 .   r e s imd e yanlarına kaç tane daha fare geldi?
c. Kaç tane fare oldu?
(Yazım yanlışlarına ayrıca dikkat; göz atlama mesafesi farklı olan parçalanmış heceler keza dikkat dağıtıcıdır, algıda azlığa sebebiyet verir. Resimlerle anlatılanlar çocuk için masal gibidir, soyuttur; fare ele alınıp sayılamaz. Masaldan matematik sorusu olmaz. Ayrıca, bu resimlere bakan çocuk peynir yemekten de tiksinti duyabilir.)
           
            Sh.102/ Soru: Karadaki kaplumbağa sayısının artması için nasıl bir değişiklik olmalıdır?
            (Çok uzaklarda ve hem denizde ve hem karada yaşayan bir hayvanla örnek verilmemelidir! Soru çok uzun ve anlaşılır değildir, sayının artması gibi gerekliliği tartışmalı bir şey algılanır değildir.)
 
            Sh.103/ Soru: Yanlış yapılmış olan işlemi yuvarlak içine alarak doğrusunu yazınız.
(Yanlışı buldurmak, önce doğrusunu bulmayı gerektirir, iki aşamalı düşünmektir, bu yaşta dört işlemi başlatmak gibi yanlıştır. Dört işlem, yani muhakeme yaşı 4.sınıftır.)
 
            Sh.104/ Verilmeyen Toplananı Bulalım
            Soru: Kutunun kapalı bölümünde kaç tane fasulye olduğunu ebeden bulmasını isteyelim.
(Gereksiz yere dolaylı anlatım var, kafa karıştırıcıdır. Neden ebeden istiyor, çocuktan istemesi gerekir.)
Soru: İki elimde toplam 3 fındık var. Kapalı elimde kaç fındık var?
            (Görünmeyeni saydırmaktır!)
           
            Sh.105/ Soru: Resimde toplam 7 tane tırtıl vardır. Tırtıllardan 4 tanesi yaprağın dışındadır. Yaprağın altına kaç tane tırtıl saklandığını bulalım. (Görünmeyeni istiyor!)
 
            SAYFA 111, 23 Nisan sınıf Süslemesinde İKİ BAYRAKTAN BİRİ TERS YÖNE BAKIYOR!
 
            Sh.122 /
A-Soru: Ömür aşağıdaki problemi çözmek istiyor.
“Kardeşimin 4 tane kalemi var. 8 tane kalemi olması için ona kaç tane kalem vermeliyim?            Ömür problemi çözmek için hangi işlemi yapmalıdır? Yuvarlak içine alınız.”
(Şaşırtmacadır. Kardeşime dört kalem daha verdim, kaç kalemi oldu, gibi direk toplama sorusu olmalıdır. Bu işlem için Ömür diye birini aracı etmek dolaylı anlatımdır, soruyu kaotik hale getirir. Ömür hangi işlemi yapmalıdır… Bir daha dolaylı anlatıma geçilmiş. Bu soru Ömür diye bilinmeyen birisine aittir, çocuk soruyu kendi üstüne almaz. Çocuk kendini Ömür adındaki bilinmeyen birisinin yerine niçin koysun ki, koyamaz!)
            B– Soru: Soner 5 tane fındık, Ertan 2 tane fındık yedi. Seda ise 7 tane fındık yedi. Soner ile Seda toplam kaç tane fındık yediler?
(Soruda fazladan kişi var, çocuk niçin şaşırtılıyor, haince!)
C-Soru: Problemi çözerken kimin yediği fındık sayısını kullanmadınız? Açıklayınız.
(Çocuğu şaşırtır. Negatif soru sorulmaz! )
 
            Sh.130 / (Olabilemezlik soruları!)
            A-Serpil, 16 tane elmanın 5 tanesini yiyor. Serpil’in kaç tane elması kaldığını bulalım. (Beş elma bir çocuk yiyemez ve yenilerek eksilen artık soyuttur, görülüp sayılamaz!)
            B- Tepsideki kurabiyelerden 3 tanesini fare alıyor. Tepside kaç tane kurabiye kaldığını bulalım.    (Fare ile kurabiye, tiksindirici eşleştirme… Bunlarla eğitim olmaz; çocuk nefretle bakar kitaba, ya da bu sayfayı açmak istemez. Hatta, bu sayfayı yırtmak isteyen bir çocuk çıkabilir ve o zaman öğretmen velisine “çocuğunuzda davranış bozukluğu var” diyebilir; üzgünüm ki böyle örnekler vardır.)
           
            Sh.133 / (Kek yiyen çocuklara bakarak)
            Soru:    a-Çocuklar ne yapıyorlar? b. Kek sayısında nasıl bir değişiklik oldu?
(Her çocuk böyle kek yemiyor. Çocuğa empati kuramayacağı böyle bir durumda soru sorulmaz, ayrıca etik değildir. Aklına kek düşürülen çocuk matematikle ilgilenemez. Hatta, yiyerek eksilmiş bir nesneyi matematik konusu yapmak olacak şey değil!)
 
            Sh.134 /Verilmeyenleri Bulalım . (Resimli soru)
            Soru: Ağacın yanında 5 ayı vardı. Bazıları mağaraya girdi. Mağaraya giren ayı sayısını nasıl bulabilirsiniz?
(Görünmeyeni buldurma, çocuğu soyut düşünmeye zorlamaktır. Ayrıca, ayıların yakın çevremizle yeri yoktur!)
 
            Sh. 135 / Resim: Teknede 2 yüzücü var, 7 çocuk da denize atlamış.
            Soru: Teknedekilerden 7’si suya daldı. 2’si ise teknede kaldı. Başlangıçta teknede kaç kişi olduğunu bulalım.
            (Açık denizde tekneden atlayarak yüzme, çocuğun matematiksel düşünme alanına çok uzaktır.)
           
            Sh.137 / (patlamış balonları saydırmak…)
            Soru: Balonların bazıları patladı. Patlamadan önce her grupta kaç balon vardı?
(Balonların patlayanları… Ne kadar çok matematiğin alanındadır? Patlamış balonları toplayınca bunlar çöpe atılarak “hiç” olacak, çocuğa hiç saydırılmaz!)
           
            Sh.138/
            Soru: Kitaplıktaki kitaplardan bazıları kutuya kondu. Kutuya kaç tane kitap konulduğunu bulunuz.
(Kapalı kutunun içinde görünmeyeni  soruyor?! Raftaki kitaplar eksilmiş, kalanı sorması gerekirdi.)
           
            Sh.147 /
            Soru: A-Yaprakları 19’dan başlayarak geriye doğru birer birer sayınız. Sayıları boş yaprakların üzerine yazınız.
(Yapraklar matematiksel işleme konu olamaz. Yaprağa sayı yazmanın matematiksel işlevi yoktur; sayı yazdırmak için defterin satırları var…)
 
Sh.148/
            Soru: Yaramaz kedicik, bazı sayıların üzerini patisiyle boyadı. Kediciğin üzerini boyadığı sayıları patisinin üzerine yazınız.
(Para birimi Kuruş ve Lira öğreniyorken kedi patilerine sayı yazmak gibi uyduruk bir oyun derse konu olmaz. )
 
2.BÖLÜM: KESİRLER VE ÖLÇME:
            Sh.159/ Soru: Çocuklar resimdeki uzunlukları nasıl ölçüyorlar?
(Sahilde kum üzerinde, düzgün olmayan bir zeminde, karışla ve adımla ölçme yapan çocuklar var. Kumdan kale yapmış, karışla ölçüyor! Olabilemez örnekler verilmiş.
Mayolu çocuk şezlongdan şemsiyeye adımını ölçüyor; bu sıcakta ayakları yanar yere basamaz!)
           
            Sh.160 / (Olabilemez örnekler)
1.soru: Kertenkelenin kaç ataş boyu uzunluğunda olduğunu bulalım.
2.soru: Resimdeki tavşanın boyunun kaç karış uzunluğunda olduğunu bulalım.
            Sh.162 / (Olabilemez örnek)
Soru: Tavşan yuvasından kaç parmak boyu uzaklaşmıştır? Parmağınızla ölçerek bulunuz. Bulduğunuz sonucu boşluğa yazınız.
 
            Sh.165: KESİRLER
Soru: Mısır ve havuç iki eş parçaya ayrılmıştır. Sizin de bildiğiniz iki eş parçaya ayrılabilen sebzeler var mı? (İlk örnek, mısır ve havuç dikey kesilmiş halde. Böyle kesim olmaz!)
Soru: Tabakta kaç tane karpuz olduğunu bulalım. (Tabakta bütün karpuz mümkün değildir!)
           
            Sh.166: Tepside kaç tane salatalık vardır? ( Kesilmiş nesnelerin bütünü kaç tanedir diye soru olmaz! Ayrıca, karpuz tepside, salatalık tabakta olur!)
Sh.169/ TARTALIM:
Soru: Hayvanları en hafiften en ağıra doğru sıralayalım: Arı, köpekten ve filden hafiftir. Arı, en hafif hayvandır.
(Bu hayvanlar tartıya girmez, ağırlık kavramı bunlarla verilemez! Olabilemezliktir.)
Soru: A-Selim’in bir kuşu, bir kedisi ve bir ineği var. a. Selim’in en hafif hayvanı hangisidir? b. Selim’in en ağır hayvanı hangisidir?
(Kuş, kedi, inek gibi hayvanlar ele alınarak ağırlığı ölçülebilir değildir, örnek verilemez! )B-          Soru: Misket, toptan hafiftir. Misket balondan ağırdır. Buna göre en ağır olan hangisidir? İşaretleyiniz.(Misket, balon, top, bunlar ağırlık kavramına örnek olamaz…)
           
            Sh.171: Değerlendirme.
Soru: Annem akşam yemeğinde 18 parmak uzunluğunda mum yaktı. Yemek bittiğinde mum 6 parmak uzunluğunda kaldı. Mum kaç parmak erimiştir?
(Eriyerek hiç olan nesne ölçülemez, böyle soru olmaz. Ayrıca sofrada mum yakmak, çocuğun kültürel ilgi alanında olmayabilir.)
           
            Sh.172: (Kaotik pastalar. Resimde, masanın üzerinde seçilemeyecek küçüklükte pasta dilimleri var.)
a. Resimdeki her çocuk, bir yarım pasta alabilir mi?
b. Çocuklar pastalarını alınca tabakta kaç bütün pasta kalır?
c. Her çocuğa bir bütün pasta düşer mi? Neden?
(Seçilemeyecek küçüklükte ve bulanık bir resimleri çocuk saymaya zorlanıyor. Ayrıca pasta yemeye iştah kabartan böyle sorular matematiğin konusu olmamalıdır.)
 
2.BÖLÜM
BU KİTAP, SAYFA 176’da bittiği halde, yeni bir kitap olabilecek Öğrenci Çalışma Kitabı başlığıyla yeni bir bölüm başlatılıyor. BU DURUM DİKKAT DAĞITIR.
            Bir kitap baştan sona derli toplu ve konular belli sıraya göre olmalıdır. Burada, sayfa numaraları tuhaf şekilde yeni bir sayıyla başlıyor!  Bu kadar parçalanmış halde verilen bilgiler çocuk için sorundur, algıda kaos yaratır. Örneğin, çocuğu ileri-geri sayfa atlatarak ders yaptırıyor.
           
            Sh.58’den örnek:
Soru: Ders kitabının 92. sayfasında bulunan etkinlikteki çalışmanızı düşünerek aşağıdaki formu doldurunuz.
(Açıp bakıyoruz; Kibrit kutusunu ikiye ayırıp içine 3 + 1 fasülye koymak etkinliği…)
            Sayfalarca atlayarak geriye ileriye gidiş gelişler, akıl dağıtır, konuları delik deşik eder! Bunlar eğitsel değildir, akıl dağıtıcıdır.
            Sh.65:  “İki El” resimleri var; 2.sıradaki eller ters resmedilmiş!
            Sh.67:
Soru: Ceren hafta sonunun birinci günü 9 saat uyudu. İkinci günü 8 saat uyudu. Ceren hafta sonu boyunca kaç saat uyumuştur? (Çocuğa uyuduğu saatler değil verimli işler yaptığı saatler sorulabilir. Gündüz değil akşam uyunur!)
           
            Sh.88:
Soru: Enis’in, Beyza’nın sorusuna vermesi gereken cevabı yazınız.
(Bu yaşta bir çocuk, 3. Şahıslar adına düşünmeye zorlanamaz, bu tür empati onun yapabileceği şey değildir. Çocuk henüz 1.tekil şahısla, yani öznesi kendisi olduğu sorulara cevap verebilme becerisindedir.)
            Sh.89: NEREDEYİM;  (Başarı ölçme ve kendini değerlendirme ünitesi)
Öncelikle “neredeyim” sorusu yanlıştır, başarıda nerede olduğunu çocuğa soruyor! Oysa henüz yön kavramını bile öğretmediğimiz çocuğa soyut bir kavram olarak ne noktada beceri sahibi olduğunu soruyoruz. Bu, aklı başında hiçbir eğitimcinin yapacağı iş değildir. Çünkü sözcüklerin ikinci üçüncü anlamları matematik dersinin konusu olamaz.
Bu yaşta çocuk kendini ölçme yaşında değildir! Kendisiyle iç hesaplaşma büyüklerin bile yapmaktan hoşlanmadığı şeydir. İçine kapanma getirir. Çocuğu gerçek dışı cevaplar vermeye yöneltir, eğitsel bölüm değildir. Arkadaşlarına bu sayfayı asla göstermek istemeyecektir.
            En çok eğlendiği konuyu sormak, çocuğa geriye dönük muhasebe yapmasını istemektir, bunu yapabilecek yaşta değildir. O henüz bir işi yaparken bundan keyif alıp almadığını bile tartamaz. Çocuk dersi severse ilgisi devam eder, sevmezse kendini kapatır, bunu fark edecek olan öğretmendir, çocuğun kendisi değil!
Sh. EK 1. Perfonmans Görevi- Çıkarma İşlemi
Başlıktaki “Performans Görevi” bozuk ifadedir ve iki kere yanlıştır.
Birincisi; İngilizce’de performans, kas gücünü veya motor gücünü belirtmek için kullanılırken, bu sözcük Türkçeye “zihinsel faaliyet” karşılığı olarak, yapılan araştırma ödevleri için kullanılır olmuştur. Çeviri hatasıdır, “performans”  yerine “ödev “ kullanılmalıdır.
İkincisi; ödev olarak verilen bir işe “görev” demek bir daha yanlıştır. Görev, bir işi gönüllü veya maaş karşılığı yapmak, topluma ve ailesine karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmek, gibi açılımları içerir. Matematik kitabında Türkçe dil kurallarına aykırı yazımlar olmamalıdır.
 
Sonuç ve öneri:
            Bir matematik kitabı eğer pedagojik kurallara aykırı yazılırsa bunun sonucunda öğrenme gerçekleşemez.
İlkokul 1.sınıf Matematik ders Kitabında görülen pedagojik ve bilimsel yanlışlar nedeniyle, bu kitap acilen uygulamadan kaldırılmalıdır. Yerine kullanılacak olan matematik ders kitapları için, gerek MEB Talim ve Terbiye Kurulu kütüphanesinde, gerekse Milli Kütüphanemizde çokça doğru yazılmış kitap örnekler vardır.
Temeli yanlış başlamış olan bir bina nasıl ki yükselemezse, matematik ve fen bilimleri eğitimi de böylesine bozuk bir temelin üzerinde inşa edilemez. Bu kadar çok pedagojik yanlışı olan bir kitabın okullara dağıtımını durdurmak ve MEB’nın eba.gov.tr resmi sitesinden bu kitabı (ve diğer bozuk kitapları) kaldırmak gerekir.
Tüm bu nedenlerle, velilerin, veli derneklerinin, öğretmenlerin, sendikaların, tüketici hakları derneklerinin ve ilgili diğer kamu gözetiminden sorumlu kurum ve kuruluşların konuya eğilmeleri, ilgili bakanlığa baskı oluşturmaları, hatta İl İdare Mahkemelerinde dava açmaları gereklilik arz etmektedir.
Çocuğa görelik ilkelerine aykırı olarak yazılmış olan bu ders kitaplarında durum çok vahimdir, lütfen, aklı eren herkes elini taşın altına koysun.
15.1.2013 /Mahiye Morgül/ www.mahiye.net