Son Dakika Haberler

Öğretmenler Küresel Piyasanın Eseri/Esiri Olmayı Kabul Etmeyecektir!

Öğretmenler Küresel Piyasanın Eseri/Esiri Olmayı Kabul Etmeyecektir!
Okunma : 134 views Yorum Yap
Mahiye Morgül
Mahiye Morgül

Öğretmenler!

Hani yeni nesil sizin eseriniz olacaktı ya… Yeni nesil sizin eseriniz değil, farkındasınız. Küresel piyasa, çocukları elinizden aldı, kendine esir yaptı ve şimdi sıra sizin esir alınmanızdadır.

Sınıf öğretmenleri!

Çocuklarınız elinizden alındı diye ağlıyorsunuz, mektuplarınız geliyor. Ağlamak çare değil, bir şeyler yapın. Gerçeği velilerinize anlatın, kol kola girin, eğitin fakültelerine yürüyün, orda sizi yetiştiren öğretmenler de artık öğrencisiz kalacak, yasası hazırlandı, onlara bu gerçeği anlatın, onlarla kol kola girin, halkayı büyütün, yüzbinler olun akınlar yapın Ankara’ya, doluşun Gazi Eğitim’in bahçesine, kuşatın Talim Terbiyeyi, yürüyün Kavaklıdere’ye, indirin MYK’nın mavi-beyaz küresel kölelik bayrağını; asın kırmızı-beyaz ulusal özgürlük bayrağımızı; bütün eğitim ve öğretmen yetiştirme programları orada öğütülüyor; çünkü, yeni nesle ve yeni neslin öğretmenlerine orada esaret donları biçiliyor…

Yüzbinler, önceki gün (13 Aralık 2012)  Silivri esaret kampının kapılarına dayandığımızda, vatanseverlere özgürlük diye haykırdığımızda, sizi geçiriyordum aklımdan. Orada, korkunun esiri olmaktan kurtulduğumuzu görüyordum; özgürlük ateşini yakmıştık, hepimizin yüzünde kendine güven rüzgârı dalgalanıyordu… Bu rüzgârdan bir parça da öğretmenlere esmeli, diyordum.  Ağlamak çare değil, ne yapmalı’ya kafa yormalısınız. Korkunun ecele faydası yok…

Çocuklarınızı beyinlerinden nasıl esir aldıklarını en iyi siz gördünüz. Görmeyenlere 1.sınıflar için basılmış olan ders kitaplarını http://www.eba.gov.tr/ekitap  bilgisunar adresinden açıp gösterin. Bu kitaplar çocuğun zihinsel, fiziksel ve ruhsal gelişimini örselemek üzere basılmıştır, bunlar psikolojik savaş malzemesidir, sizi bu kitaplara mecbur edecekler, buna izin vermeyin. Bir uyanış, bir silkiniş kıvılcımı yakmalısınız!

Silivri mahkemesi kapılarında sizi düşünüyordum. Vatanı kurtardığımızda, vatanı teslim edeceğimiz bir nesil yoksa… O nedenle, Sakarya’da toplanan ilk Öğretmen Kurultayı gibi, kurtuluş için öğretmenlere düşen görevleri Mustafa Kemal’den bir daha öğrenelim. Yeni nesil sizin eseriniz mi olacaktır, yoksa küresel efendilerin esiri mi?.. Eğer siz kendi esaretinizi henüz fark etmemişseniz, bu durumu iki kere daha düşününüz.

Eğitim programını küresel efendilerin taleplerine göre düzenleyen bir sistemde, buna hizmet etmeyen öğretmen çalıştırılmaz. O nedenle, öğretmen yetiştirme programları küresel efendinin istediği şekilde sertifikalı modül programlara indiriliyor, Mesleki Yeterlilik Kurumu işte bu sertifika kurslarınızı düzenleyen merkezdir, Dünya Bankası işbirliğinde çalışırlar, yurt dışında paket eğitim programları getirir, MEB’nın önüne koyarlar. İçi boş kitaplara içi boş öğretmeni nerden bulacaklar, işte orada bu hazırlanıyor.

Cumhuriyetin “Öğretmen Yetiştirme” programlarının uçurumdan atıldığı son virajdayız. Herkes aklını başına toplamalı. Korkarak değil, akıl ve yürekle, ışığı büyüterek…

Gündem tam da okullara ve öğretmenlere indirilen küresel balyoza gelmişken, Hasan Güleryüz öğretmenimizin yeni kitabı “Kuman Kumandan, Ali Rıza Ayar Öğretmen” geçti elime. Beşikdüzü Köy Enstitüsü mezunu Hamsiköylü bir Kuman olan bir eğitimci Kumandan’ı anlatıyor. Eğitim tarihine belgesel olarak girecek bir kitap olmuş, ellerine sağlık.

Ali Rıza öğretmenin 1950’li yıllarda yazdığı günlük ders planlarına ulaşmış Hasan Güleryüz. Pırıl pırıl, bilimsel eğitim örneği plânlar. Bugün artık öğretmen plan yapmayacak, çocuk kendisi istediği bilgiye kendisi erişecek…

Öğretmenin devreden kalktığı sistemde öğrenci kimin eseri olur acaba?

Piyasadan sertifika toplayarak öğretmen olunacaksa, böyle bir öğretmen, parası kadar sertifika topladığında, bu öğretmenin ideali, öğrenci yetiştirmek yerine kariyer olursa… Yetiştirdiği öğrenci değil, kendini ne kadar geliştirdiği(!) baz alınacaksa… Kariyer demek, “ne kadar sertifika o kadar kariyer” demek olacaksa… Yani öğretmen, küresel eğitim sektörüne para kazandırdığı kadar öğretmen sayılacaksa…

Dönelim Hasan Güleryüz’ün kitabına. Sayfa 28’de, İ.Hakkı Baltacıoğlu’nun 1934’de yazdığı “İdealsiz Öğretmen” adlı çalışmasından birkaç satırı okuyalım:

“İdealsiz öğretmen, çocukların ve gençlerin canını sıkan bir söz makinesinden başka bir şey değildir. Öğretmenin ilk işi ders okutmak değil, çocuklar ve gençlerdeki “milli ideali” şuurlandırmaktır. Öğretmen bir öğretici olmadan önce bir yetiştiricidir. Öğretmen ‘milli adamın milli şahsiyetini yetiştiricidir’. Öğretmenin yüksek derecede ideali olması gerekir. İdealist öğretmenler elinde yetişmeyen millet çocukları çarçabuk soysuzlaşıverirler. Milli idealin şuurlandırıcı ve koruyucusu da öğretmendir.”

Yoksul Türk köylüsüne eğitim götürmek idealiyle açılan Köy Enstitülerinden gele gele geldik bilgiye erişim teknolojisi satan “koç-mentör” öğretmenlere… İdeallerimizin yerini “küresel efendilere para kazandırma” aldı. Eğer para verirseniz size daha başka hangi sertifikaları satın almanız gerektiğini “koç”larınız söyleyecek?!

Sevgili Öğretmenler!

Eğitim meşalesi hâlâ sizin avuçlarınızda yanıyor. Bu ateşi söndürmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Onu avuçlarınıza teslim eden Mustafa Kemal’i düşünün! Onun sizden ne beklediğini, o meşaleyi hiç söndürmeden yeni nesillere teslim etmek görevinizi düşünün!

Bu ateşle öğretmen oldunuz; ağlamayı bırakın, korku duvarını aşın… “Birliğimiz dirliğimizdir”, birlikten doğan gücünüzü hatırlayın.

Meşalelerimizi yukarı kaldıralım, halkımızın yolunu aydınlatalım, eğitim kalelerini işgal kuvvetlerinin elinden kurtaralım! Ve haykıralım;

Vatansever Türk aydınlarını küresel piyasanın Silivri hapisanesinden;

            Türk öğretmenini küresel piyasanın MYK hapisanesinden kurtarmak için;

            Fedailer bir adım öne!  

15.12.2012

Mahiye Morgül