Son Dakika Haberler

Sakarya, bu heykellerle Şanlı Sakarya olarak kalamaz…Mahiye MORGÜL

Sakarya, bu heykellerle Şanlı Sakarya olarak kalamaz…Mahiye MORGÜL
Okunma : 147 views Yorum Yap

Ankara’ya bir saatlik mesafededir Sakarya. Son İngiliz-Amerikan haçlı seferini durdurduğumuz yerdir. Türk’ün makus talihini yendiği yer orasıdır.  Tarihe boşuna mı “Şanlı Sakarya” olarak geçmiştir?

Balkanlarda yediğimiz büyük yenilgiden (1911 Balkan Bozgunu) sonra, geri çekile çekile tutunduğumuz son kaledir Sakarya(1921). Umudumuz orada doğdu. “Ankara’nın taşına bak, Gözlerimin yaşına bak, Biz düşmanı esir ettik, Şu feleğin işine bak” diyerek türküler yaktı Ankaralılar. Düşman ordularını orada durduran bir Mustafa Kemal vardı Ankara’da; İnkilâp fişeğini ilk Sakarya’da patlatan, hürriyet aşığı Selanikli bir civan…

Düşmanı denize döktükten sonra Ankara’yı bayındır etmeye koyulduğunda Şanlı Sakarya’yı hiç unutmadı. Ulus’tan Çankaya’ya çıkan bulvarın orta yerine bir kavşak yaptırdı, Hürriyet Meydanı dedi adına. Burası Oğuz Kırı idi, Ankaralılar Mustafa Kemal’e orada 300 davul 70 zurnayla karşılama yapmıştı 27 Aralık 1919’da. Yaktıkları Oğuz ateşinin üzerinden orada atlamışlardı.

Türk’ün hürriyete şahlanış ateşi burada yakılmıştı. Burası bayındır olduğunda mahallenin adı Hürriyet Mahallesi oldu. Bu millet eseriyle öğünsün diye orda meydana cesur adam heykelleri konuldu, üzerine Türk Öğün Çalış Güven yazıldı.

Sakarya’da ve Eskişehir’de kurulan Kuvayi Milliye Kızılay taburlarını unutmadı, Hürriyet Meydanına bakan bir köşeye kocaman bir Kızılay binası yaptırdı. Kırmızı kiremitten çatısı ve üzerinde kocaman bir hilâl vardı. Ankara halkı bu kavşağa Hürriyet yerine Kızılay demeye o zaman başladı.

Sonra, Şanlı Sakarya’nın adı Hürriyet’e açılan bir caddeye verildi. Sakarya’ya açılan sokaklara da ona yakışacak şekilde İnkilâp, Bayındır ve Selanik adları kondu. Sakarya’nın açıldığı diğer bulvarın adı, Türk çiftçisini İngiliz tefecisinden kurtaran Mithat Paşa’nın adı oldu.

Peki, bugün Sakarya caddesinde manzara nedir, sorarsanız, size Türk devriminin nasıl bittiğini Sakarya’dan fotoğraflarla gösterebilirim. 2005 yılından beri yazdan yaza buraya birer ikişer heykel eklendi ve her yıl bizi daha aşağılayan yenileri yapıldı.

Bir kere; bunlar taştan mermerden yapılmış heykel değildir, bunlar şekil verilmiş odundur. Bunların üstünden bir kış geçtiği zaman çatlayıp çürümeye başlar. Bu odunlara bakınca benim ne anladığımı size söyleyeyim:

1-      Rahmi yırtılmış kadın: Sakarya şehitlerini doğuran analara hakaret. Rahim kutsaldır, Tanrı’nın adı da Rahim’dir. Böyle bir kadın heykeli asla olamaz.

2-      Yağlı urganlı direk: Direkte düğümlü halatlar, idam sehpalarını aklıma getiriyor;  Sakarya’da en önde görev alanlardan bazıları daha sonra İzmir’de asılsız iddialarla apar topar idam edildi.

3-      İki erkek organı üzerinde kadın ve erkek silueti: Erkekliğinizi şimdi gösterin bakalım, der gibi.

4-      Çatlak kadın: Ayaksız, çantası elinde değil, odunu da çatlamış. Bu kadın Kurtuluş savaşına çıplak ayaklarıyla cepheye yiyecek taşıyan ana bacımız idi. (Fotoğrafında, arka planda yağlı urganlı direk, sırığın tepesinde sarhoş adam ve rüzgârda başı dönen palyaçolar görülüyor.)

5-      Sırığın tepesinde sarhoş adam: Her halde Sakarya’nın şanı büyük Mustafa Kemal Paşa’sıdır, O’nu böyle içkici tasvir edenler var, biliyoruz.  (Bu adama bir başka cepheden bakınca kadın görünüyor!)

6-      Sarhoş adamın altında insan suretli iki sallanan palyaço: Rüzgâr salladıkça direkteki sarhoş adamla alay ediyor gibi. O da biz oluyoruz her halde.

7-      Kütük baba: Bu kütük buraya raptedildiği gün üzerine kırmızı ve yeşil iki kurdele asılmıştı, çevredeki esnaf onları söktü. Üzerinde siyah KÜTÜK BABA ile mavi “deniz mi liman mı” yazısı vardı. Atatürk’e maddi ve manevi destek veren Hacibektaş Alevilerini ve Tunceli’den Diyap Ağa’yı düşünürüm, bu hakareti hiç hak etmediler. Sonra, anamızın rahmi yırtık idi, artık babamız da kütük oldu…

8-      İki başı kilitli ağaç: Eli ayağı bağlanmış, esir edilmiş adam. Çankaya Belediye binasının kapı karşısındadır. Kaidesi bile kırık çimentodur.

9-      Caddenin tek taş heykeli: Hiç olmasaydı burası daha güzel kalırdı. Çağrışımı “Bu ne ki?” olan bir heykelin, Sakarya’da ne işi var? (Resimde kütük baba ile aynı karede görülüyor.)

Bu hafta Sakarya caddesinde dört ayrı alanda heykel çalışması başlatılmak üzeredir. Çelik halatları gerdiler, artık iki ay körler bu caddeden geçemez. Yine elektrikli testere sesini haftalarca esnafa dinletecekler. Halkı buradan kaçırtacaklar; 22 gün süren Sakarya savaşının intikamını alır gibi…

Esnaf endişeli, bu sefer ne hakaret göreceğiz diye korkulu bakıyor. Çünkü geçen yıl yapılan, özellikle Alevi esnafı rahatsız eden Kütük Baba bütün şikâyetlere rağmen orada duruyor. Çankaya Belediyesi’nin ek binasındakiler de orda ona bakıyor, hatta, parti başkanının resmini de o kütüğün yanına asabiliyor.

Sanat adına utanılacak kalitesizlikte, üstelik çürüyen malzemeyle yapılmış olan bu heykeller kar yağmur gördükçe her yıl daha çirkinleşmeye devam edecek. Sakarya Caddesi insanların tiksineceği yer haline bu şekilde getiriliyor. İnsanlar acaba sanata saygısızlık mı etmiş oluruz, korkusuyla, bir şey demeye ürküyor. Oysa, tarihi doğru öğretilmiş ve sanat eğitimi verilmiş bir halk olsaydık,  Sakarya Savaşının şanına denk düşmeyen bu çirkinlikleri burada gözümüze sokamazlardı.

İnsanımız, ayıp olmasın diye kendisine yürüme yolu bile kalmadığı halde bu bizi aşağılayan odunlara sesini çıkartmıyor. Düşmanlarımız her yere sızmışlar ve bizi daha ne kadar aşağı çekeceklerini bu heykellerle test ediyorlar.

Bir de biracılar var… Sakarya’ya çıkan sokakları biracılara vermişler, bangır bangır da türkü söylüyorlar. Bu gürültü kirliliğini fotoğraflara ekleyin ve yeni neslin Sakarya deyince neyi aklına getirdiğini iyi düşünün… Devrim bitti bile.

Gönlüm ister ki, Sakarya caddesine öyle bir düzenleme yapalım ki, buradan geçen herkes gördüğü her şeyde Mustafa Kemal’i ve Şanlı Sakarya’yı ve çoğunluğu okumuş teğmen 30 bin Sakarya şehidini düşünsün. Bir de Sakarya kahramanı İpsiz Recep Emice’yi, bir de Atatürk’ün Sakarya savaşında başkomutan yardımcısı Dr.Miralay Mehmet Arif beyi… Orda yapılacak dikdörtgen mermer bir anıtın etrafına neden rölyefleri yapılmasın veya üzerinde adları yazılmasın?

Hazin olan, bu Sakarya caddesinin sorumlusu Çankaya Belediyesidir. Anlıyoruz ki artık bu CHP Türk devrimini yapan CHP değildir. Sıra İsmet İnönü’yü tarihten silmeye gelmiştir; Uluslararası İlişkiler ders kitabından adının çıkartıldığı haber konusu olunca ben de bunları yazayım dedim. Sakarya Caddesi bile adındaki destanla birlikte hafızalardan nasıl siliniyor, halkımız bilsin istedim. Yakında adları gibi heykelleri de yok edilir. Nasıl derseniz; çöpleri heykel diye sokaklara boca ederlerse, Atatürk’ün İnönü’nün heykelleri zaten görünmez olur…

Demem o ki:

Bu sokaklar bu adlar bizim soyadımız gibidir, kimliğimizdir. Sakarya Caddesinde herkesin gözü önünde kimliğimiz tarihten siliniyor. Yakında biz kimiz diye soracağız.

Ankara’da bütün basın açıklamaları tam da bu taş kirliliğinin önünde yapılır. Açıklamayı yapan kütüklere yüzünü döner, öyle konuşur. Bu kütükler burada nedir diye soran olmaz.

Artık bütün ressamlar bu sokakta bu sokağa yakışmayan bu kütükler için basın açıklaması yapmalı ve birinin gelip kaldırmasını beklemeden hepsini vidalarından söküp atmalıdır.

Mahiye Morgül

www.mahiye.net