Son Dakika Haberler

Bir öğlen yemeğinde ben bir kılçıktım.

Bir öğlen yemeğinde ben bir kılçıktım.
Okunma : 5 views Yorum Yap

Bilekten tutacak kadar uzak bir mesafeden derinliklerinde vücudum.
Aslında benden Uzaktı!
Bedeni ve beyni öğle yemeğine mutaakip unutmuşluk ve dalgın ve de yorgun saatlerdi:
Eller ve ellerim beklide balıklıydı?
Bilekten merhaba dedim!
Karşımda benden yaşça, oldukça farklı bir yapı vardı.
O Ben değildim.
Lakin Farklıydı.
Bir öğle yemeğinde. İstavritlerin kılçığı durumdaydım. Ayıklanmış. Lakin rakıya meze değildim.
Erkendi.
Bir çay ve sigaranın yaramazlığında bir çocuktum aslına. Gösterilen ilgile şımarık.Güler yüze aşina. Merhabaya muhtaç. Beklide!
İşte öyleydim.
Benim sabahımın, insanlığın öğlen mağrurluğunda, bende bir insandım. Ama biraz uzaktan. Vatandaşa benzer gibi.
İçimden akan acılar. Sel olan olan damarlar ve derinden gelen acı beklide ızdıraplar.
Görüşürüz.
Görüşürüz engin denizlerde. Uzaktan.
Deniz yatağında. Kurumuş deniz suyu gibi. Tuzlu bir gözyaşı besliyor bedenimi. Sıcakta soğuk ve sağnak yağmurlu İstanbul günlerimde.
Ürkek. Şaşkın, lakin çekimser.
Bir öğle yemeğinde tavada balık gibiydim. Uzaktan.
Ellerim,
Bileklerde kalan mutluluğu sarmışcasına.
Üzgünüm.
Bir kılçık gibi yarıdan koparılmış, lakin bir öğle vakti.
Mezesiz.
Masada,
Rakısız.
Muhabbetsiz.
Sağnak yağmurlar altında.
Bir haziran günü.
Ben uzaklarda. Çok uzaklarda.
Limonu sıkılmamış bir balık gibiydim
Bir öğle vakti. Masalarda.
Kılçığı Ayıklanmış.
Tavada, Kafası koparılmış,
İstavrit gibiydim.
Bir öğle vakti.
Mustafa BALCI