Son Dakika Haberler

“İSTİSNALAR MÜSTESNA”

“İSTİSNALAR MÜSTESNA”
Okunma : 64 views Yorum Yap

Bugün büroda, Can sıkıntısı içinde geçen boş günlerimden birinde dostum Seval Balcı’ yı aradım. Kültür Müdürü Filiz Coşkun aramış Halk Eğitimde konser var.tabiki gitmemek olmazdı. Tomurcuk Vakfının düzenlemiş olduğu gösteri vardı.ben vakıf çalışmaları ve gelişimi hakkında bilgim malesef yoktu. Gittim ve gördüm, mükemmel bir çalışma ve özveri hayal ettim. aslında herşey vardı sahnede. ben yaşamı ve yaşanmamışları görmekle, hayatın bir ayna olduğunun farkına geç vardım…Vay anam vay..
İstisnaların nasıl bir müstesnaya dönüştüğünü gördüm.
SAHNE’DE KOCAMAN BİR AYNA VARDI. ORDA KENDİMİ GÖRDÜM
Halk eğitimden içeri girdim herkes yerlerini almış, pek fazla bir kalabalık yoktu. Ön sıralar doluydu. Ben dostumu arar dururken birden ön sıranın bir arasından bir el gördüm, gel işaretiydi. Yanına gittim. Hemen ön sırada Filiz Coşkun. Başkan Vekili Hüseyin Coşkun, Başkan Yardımcısı Adnan Ayber vardı. Hepimiz sahnede olan bitene dikkatlice bakıyorduk.
Sesler geliyor. Her bir tarafdan. Beynime giden tüm damarlar donmuş vaziyetteyim. kalp atışlarım zayıflamış. Hissetmiyorum. Koltuk bedenime yapışmış. Gözlerim fal taşı gibi açılmış. aynaya bakıyorum. Aynadan sesler geliyor. Şekiller görüyorum. Renkler bazen karışıyor. Uzak, yakın fark etmiyor gözlükler. Karşımda ayna ve ben donmuş vaziyette bakıyorum. Bana yaşamı anlatan. Hayatı anlatan. Geçmişi anlatan lakin geleceğimi ne şekilde çizmem gerektiğini suratıma şamar gibi vuran seslerin, davul tokmaklarının. Efektlerin, dansların. yapılamaz denilen. Başaramazsın, hayata boş vermiş, evinde klavye başında satırlar döken bir kenara itilmiş genç emekli misali atıl duran bir adamın acizliğinde. Karşımda hayatı yeniden görmemi sağlayan bir ayna ve buna vesile olan dostlarım.
TOMURCUKLAR AÇMIŞTI.
Tomurcuklar açmıştı. Onlara dokunabilmek. Koklaya bilmek. Sevebilmek ne güzel bir duygu. Dokunmak istiyorsun. Elin gitmiyor. Koklamak istiyorsun. Karşında hayatın aynası. Dokunmak istiyorsun. leke olur diye korkuyorsun. Çünkü bu lekeyi elinden değil bedeninden silemezsin.
Lakin. Bugün İSTİSNALAR MÜSTESNAYDI. Görmek zorundaydım. Dokunmak, el uzatmak, sevmek zorundaydım. Yaşadığım dakikalar bunu bana hayatın bir dersi olarak gösteriyordu. Artık kendime yeni, yeni gelmeye başlamıştım. Yanımdaki dostuma baktım gözyaşları içinde. Neler oluyor nerdeyim demeye başladığım. Etrafımda aileler, fotoğraf makinaları, flaşlar patlıyor. Sahnede tam, tam sesleri. Bazen Afrika ya uçuyorsun. Bazen
Issız bir ormanın derinliklerinde dolaşıyorsun. Bazen de içindeki gizli kalmış yeteneklerinde yağmurun nasıl yağdırılacağını öğreniyorsun.
Sahnede ayna sessizce çekilmeye başlamıştı. Gözlerim daha gerçekçi bakıyor. Ve koltuğumdan dikleşmeye başlıyordum. Sahnede birçok genç insan ve birkaç aile vardı çocukları ile davul çalan. Hepsi aynıydı. Her biri ikiz gibi birbirlerine bakıyordu.
Bahçede tomurcuklar vardı, bir avuç, ellerimizle serpmiştik onları toprağa, beklemeye başladık hangi mevsim olduğu önemli değil di. Tomurcuklar yeşermiş filizlenmeye başlamışlardı. Artık onları koklamaya kucaklamaya başladık. Daha küçükken ellerimizle. Bin bir zorlukla. Kendi bahçemizden tomurcuklardı. Benim di. Bizim di. Bendim.
Aynaya bakarken salonda kendi yağmurumda ıslanmıştım. Elli yaşımda ilk defa bir aynaya bakarken kendimden utanmıştım.
Şarkılar söylenmeye başladığında, içim kıpır, kıpır olmuştu. bedenim şoktan kurtulmak üzereydi. Artık biraz neşelenmeye başlamıştım. Birden Adnan Ayber çıktı sahneye aynı havayı teneffüs etmenin derinliğinde. Olgunluğunda ve de içten oluşunda şarkı söyleyen dev aynalara katıldı. Mikrofon’u ellerinden aldı, bende yaşamın bir parçasıyım dercesine şarkıyı sonuna kadar söylemeye başladı. Tomurçuklar çiçek açmıştı.
Tüm Tomurcuk Annelerine.
İmkanların ve imkansızlıkların içinde, yaşamın ortak olduğu, havayı ve suyunu paylaştığımız yer yüzünde. Aynı olmanın, canlı olmanın ortak özelliklerinde, toplum içinde bizlere. Paylaştıımız yaşamı onurlandırdığınız için. Bizlere gerçeklerin paylaşıldıkça neler başarıla bilineceğini gösterdiniz için, kocaman bir dev ayna olduğunuz için, Emeğinize. Saygı az gelir. Göstermiş olduğunuz mücadele ve azmi anlatmak sayfalar yetmez. Eserlerinizle bu gurur paylaşmak, yaşatmak. Bizlere hayatı tam, tam sesleri ile beynimize vurduğunuz tokmaklara, duygularınıza, samimiyet ve özverinize teşekkür ediyorum.
Sarıyer de bir şeyler oluyor.
Kimse farkında değil. Bir Kültür kadını, Sarıyer’i anlayan ve bilen. Tanıyan, halkının kokusunu, istek ve arzularını, tecrübesiyle birleştirerek. Topluma, ulaşılabilecek ne varsa vermeye çalışan. Projeler üreten. Bunları gerçekleştirmek için elinden gelenin en iyisi olmaya çalışan, kurmuş olduğu kadro ile başarıların üst üste geleceğinin bilincinde olmanın vermiş olduğu gurur ve azimle. İki yıldır yapmış olduğu çalışmaların gururunda bir Kültür kadınının Sarıyer’e kazandırdıklarını görmenin haklı gururunu yaşıyorum. Teşekkürler Filiz ÇOŞKUN.
http://www.tomurcukvakfi.org/index.php
Mustafa BALCI