Son Dakika Haberler

Ya İNEK, Yada BEN.

Ya İNEK, Yada BEN.
Okunma : 12 views Yorum Yap

Nazım Hikmet’in İNEK oyununu seyrettim dün akşam,

Nazım şiirlerinden başka birçok yerde oynanan, Pek az miktarda günümüze kazandırılmış önemli yapıtlarından birini izleme fırsatını buldum. Oyunun toplumsal anlamı ve analizi genel olarak, İNEK’ te,  Hayallerinin peşinde koşan bir ailenin, İçinde bulundukları maddi sıkıntılardan kurtulmak için bugünün koşullarında absürt bir aile yapısından sahnelemeye çalıştılar. Daha başında bir İNEK’ ğin aileye katkılarının neler olabileceğini düşündüler, Bunun ne şekilde kullanılabileceğini bilemediklerinden, zamanla İnek’ ten kurtulmanın çarelerini aramaya çalıştılar. KURTULDULAR…

Oyuncular.  Pınar ARBACI, Tuna ÖZTUNCA, Ekin GÜNDÜ, Sevda ÇELEBİ, Çağrı ÜNAN, Buğra GÜLTAN’  en içten dileklerimle kutladım.  Yönetmen M. GÖKHAN BULUT ise senaryo ya yapmış olduğu extra ilave olarak Ahır üstünde ibadet sahnesi ise bugünün çaresizlik mesajıydı, Tüm Sarıyerlilerin gerçekten son zamanların izlenmesi gereken bu önemli oyununu izlemelerini tavsiye ediyorum.

Aslında oyun iki perde oynanıyor. Yani 2. ve 3 perde sahnede oynandı. 4. perde Kokteyl de.  Ya birinci perde?

Saat 16.30 Sarıyer Belediye Meclis’i toplanmış. Mahalle sınırları için komisyon kurulma teklifi verilmiş ve toplantı bu gündemle çoğunluk sağlanarak açılmış. Mahallelerin sınırlarının belirlenmesi için toplantı yapılıyordu?

Sınırlar aşılmış, Köylüler, Yani mahalleler, İneklerinin mahalle sınırlarını ihlal ettiğini bu vesile ile aralarında aşiret kavgası çıkabileceğini toplumsal huzuru bozmamak adına çözüm olarak Meclis’in barış sağlamasını ve İstinye, Yeniköy arasında iki ayaklı ineklerin otlak meralarının sınır tespitinde İnek dinlenme tesislerinin arazi kullanım sahasının ortak olarak belirlenmesi konusunda anlaşmazlık çıktığını ve bunu meclise tartışmaya açılmasını ve bilir kişi olarak da yetkili mercilerin bizlerle konuşmasını, Bu vesile ile Meclis üyelerinden birkaç kişi Muhtarlarla gerekli görüşmeleri yapmış, Mevcut ineklerin alanlarının paylaşımında ortak yön bulunmuş ve karara bağlanmıştır. Bundan sonra her hangi bir ihtilaf olması söz konusu değildir.

Hayat bu ya! İster istemez konular ayağına geliyor suç bizde değil.

Sorunlu mahalleler bazında bu sorunların ortak çözüm içinde halledilmesi için komisyon kurulmasına karar verilmiş.  Bu Teklif’in MHP den geldiğini söyleyen Osman GÜLOĞLU farklı tepkiyle karşılaşmış, Hayır efendim bu teklifi ilk açan benim diyerek Hüseyin ÇOŞKUN’ un itirazlarıyla karşılaşmıştır. Yani fikir Hüseyin’ indir. Fakat, Gelişme hiçte böyle olmamış. AKP ilk toplantıda olduğu gibi Komisyona üye vermemeye direnmiş velakin grup odasında yapılan tartışmada ne yazık ki,  Cengiz ÖZBALTA’ ya görev çıkmıştır.

Daha enteresan tarafı ise Belediye Başkanımız Şükrü GENÇ kendi görevlerini bizlere paylaştırıyor, Bunun neticesinde başarısızlığı da bize yüklemek isteyecektir. Bunu kabul edilebilir tarafı yoktur. Denilerek. Eksiklerinin tespit ettiğimiz komisyonun görev aldığı mahallelerin tüm ihtiyaç tespitlerinin tarafımızdan analizi yapıldıktan sonra koşulsuz olarak hizmet getirilmesi gerekmektedir. İsteklerine onay verilmiş bu vesile ile komisyon üyelikleri kabul edilmiştir.

Maalesef Grup Başkan Vekili Adnan Ayber iki kere toplantı başında ve sonunda olmak üzere yapmış olduğu anonsa rağmen, “ Yukarıda kültür merkezimizin tiyatro salonunda Nazım HİKMET ‘in İNEK oyunu sergilenecektir. Sonunda ise  Kokteyl düzenlenmiştir. Seyretmek isteyen arkadaşlarımızın iştirak etmesi önemle duyurulur” demesine rağmen Maalesef. Adnan AYBER, Hüseyin ÇOŞKUN ve Nasuh AŞANTUĞRUL katılım göstermiş. Diğer üyeler maalesef, Kardan etkilenmemek için ayrılmışlardır.

Bir yanımda Sarı Platformdan Seval BALCI olmak üzere 16.30 dan 23.00 e kadar kaldığım bu etkinlikte Zevkin doruklarına ulaştım. Çağrılı olmadığım halde GALA ya katılarak, Neşeli ve güler yüzlü insanlarla bir arada bulunmaktan gurur duydum.

Oyunun etkisinde kalmıştım. Kokteyl de tüm dostlarıma iyi akşamlar diyerek ayrıldım. Kendi başıma, Hafif yağan sulu kar altında, Canım ıslanmak istediğinden yürümeye başladım tek başıma. Akşamın bir saatinde milletin ahırlarına çekildiği saat diliminin oldukça geç vaktinde, Kendimi İnek gibi hissetmemenin onuruyla yürürken, Oyunu seyretmeye tenezzül etmeyen ineklerin neler kaçırdıklarına tanık oldum.

Kasketli Çoban’ın barkovizyon gösterisini seyretmektense, Çocuk Rolünde Nirvanaya ulaşan sanat yaşamının daha ilk adımlarını atan Ekin GÜNDÜ’ nün armonika ve mandolini beni etkilemişti. Yada sesini en derinden işittiğim kaval’ın etkisinde kalarak mı tiyatroya gitmiştim.

Yoksa! Bende Sağılacak İNEK’ miydim?

Mustafa BALCI