Son Dakika Haberler

Vatandaş ŞÜKRÜ Bey…

Vatandaş ŞÜKRÜ Bey…
Okunma : 11 views Yorum Yap

Cumartesi sabahı erkenden Kav Kafe’ ye uğradığımda Meclis Üyesi Nasuh Aşantuğrul la karşılaştım,İç çayını bugün beraber gezelim demesiyle kendimi bir solukta Meclis Üyesi Hacı Bayraktar’ın arabasında buldum. Kireçburnu tepelerine gitmeye başladık.
Semt evi açılacakmış. Neyle ve kimlerle karşılaşacaktım. Benim ne işim vardı! Ben böyle açılışlara filan katılmam, Öyle protokol düzenleri, tamam efendim, ağam, paşam durumlarını sevmem. Hayatımda hiç peki efendimci olmadım.
Parka geldik, kalabalık, bir tarafta davul zurna çalıyor, İnsanlarla konuşarak, selamlaşarak kalabalık içinde yerimizi almaya başladık. Birden arkadaşları kaybederken, diğer yandan uzun zamandır görmediğim eski dostlarımı görmeye başladım, kalabalık sıklaştıkça insanların ayaklarımın üstünde gezindiğini fark ettim. Kenara çekildim. Herkesi uzaktan seyretmekti amacım. Sessiz sakin,
Önce muhtarın periyodik konuşmasından sonra Belediye Başkanı Şükrü Genç kürsüye geldi, konuşmaya başladı. Horon oynamaktan yorulmuş, bu kalabalık içerisinde nefes almak, insanlarla konuşmak, her konuşulanı not etmek, herkese cevap vermek zor işler bunlar.
Uzaktan seyretmeye başladım. Başka bir gözle baktım. Bir elektrik alabilecekmiydim. Bu nasıl davranış. Yerler de halı yok. Herkes lambur lumbur. Vatandaşın biri konuşuyor dedim, elinde micrafon bir şeyler mırıldanıyor, arada arkadaşları ile konuşuyor, teyzeler halalar, vay dedim, birde bana öyle bir insandan bahsetmişlerdi, şaşırdım, başkana ulaşamıyoruz kardeşim. Arıyoruz yok. Bir yerde görsek konuşmuyor kardeşim. Halkın içinde değilmiş vay dedim, yazılanlar çizilenler ve karşımda duran Vatandaş Şükrü bey ve ben. Vayy be..
Kireçburnu’ na Bir bahçıvan geldi,
Tarlaya ektim soğan dedi. Hadi canım.
Hatçe ana nerelisin sen.
Bayburtluyum dedi.
Sen bilirmisin tarla sürmeyi.
Hee bilirim.
Elikten kaytaranı ne yaparlar.
Ben bunu anlamadım.
Cevabı da duymadım.
Haklısın hatçe ana. Haklısın.
Arada ne konuşuluyor anlamıyorum.
Şuan tarlayı temizliyoruz. Üzerindeki yabani otları atıyoruz. Sonrada sürmeye başlıyacağız.
Bizim amacımız tarla sürmektir. Biçmektir. Bunun ekmeğini de hep birlikte yiyeceğiz.
İşte bu semt, yani bizim evlerimiz sizlere halkımıza ulaşmak için yegane yerlerdir.
Hatçe ana başka isteğin var mı? Hatçe ana dayanamaz ve içinde kalan bir buruk duyğuyu dile getirir. Ama utanır. Davulun ve zurnanın sesi ile cesaretlenir.
Seslenir vatandaş şükrü ye, Hatçe ana,
Oğul der. Kız istemeye gideceğiz.
Sırası geldiğinde kız istemeye de gideriz söz der. Yeter ki haber ver.
Bugün yapılan hizmetler önemli, hedeflerimize ulaşıyoruz. Yıl Sonunu kadar 9 a ulaşacak olan semt evlerimizden bahsediyoruz.
Aradan bir ses gelir. Ve isteğini söyler.
Kreş istiyoruz.
Vatandaş Şükrü en kısa zamanda kreşlerimizde olacak der.
Yıllardır yapılamayan Sarıyer camisini bitirdik. Kiliseler tamir ediliyor. Bakınız onarılıyor diyorum. Bir cem evi yapılacak. Toplumda her kesimin ihtiyaçları giderilecek, merak etmeyin.
Vatandaş Şükrü. Öyle boş vaadler de bulunan bir insan değil. sadece yaptıklarını ve yapabileceklerinden bahsediyordu.
Açılış yapıldı. İnsanlar semt evinde ağırlandı. Başkan herkesle tek tek ilgilendi. Nasuh yanıma geldi. Ali ışık bir tarafımda gel gidiyoruz dedi. Bir yere gittik. Hani İstinye nin üstü gibi. Fen ciler filan varmış. Bir dolu çöp kamyonu. Şimdi sizlere çöp kamyonu yanında resim dahi gösterip yazacaklar. Yalan hepsi. Aslında resim olarak doğru. Haber olarak yalan. Rutin di her şey.
Vatandaş Şükrü bey. Bugün yemeği hak ettik mustafa gel yemek yiyelim dedi. Tamam dedim.
İşçi milleti ya. Hani torpil olsun diye patronun önüne konan en yağlı yemek vardır. Hatta ayran. Hatta tulumba tatlısı. Bir bardak yorgun çay. Şekeri yanında hafif rutubetli…
Siz hiç ter kokulu. Çöpten elleri yeni çıkmış. Yemeğe yetişen çöpçüleri gördünüz mü?
Başkanım diyen ve onu dakikalarca dinleyen bir kekeme işçinin kurban kesilene kadar ısrarla bir şeyler anlatmaya çalıştığını, hatta kurbanlar kesildiği halde derdini anlatmaya devam ettiği bir kekemenin, Vatandaş Şükrü tarafından istifini bozmadan dinlendiğini gördüm.
Kekeme dinlemek çok büyük sabır işidir.
Masalar kurulmuş işçilerle birlikte tavuk döner. Pilav ve tulumba tatlısı birde ayran var menüde,
İlk çaylar geldi. Bardaklar yarım yıkanmış. Personel çayı, Protokol yok yani. Kristal bardak, gümüş kaşık, yanın da kurabiyeler, tabağın üstünde dantel. Pardon o bizim Yusuf dönemiydi.
Hemen kocaman bir tabak döner, herkes çatallara girişmeye başladı, ben kenardan seyrediyorum, cep telefonumdan not tutuyordum. İlk defa bir gün açılışa gitmiş ve ilk defa gördüğüm bir mahallede, bu kadar çöpçünün bir arada oluşuna şahit oluyordum.
Bir anda ilk çatalın vatandaş Şükrü bey tarafından dönere takılmasıyla çatal bana doğru gelmeye bana doğru uzanmaya başladı, hayda ilk dönerden ilk çatalla başkanın elinden ben yemiştim.
Sağ ol Şükrü bey dedim içimden.
Kocaman tabaklarda, elle koparılmış ekmekler, yemek öyle yeniyor ki her birimiz ellerimizle dalmışız, değil pilav ayranın bize yetişmesine imkan yok. Bir tarafımızda işçiler. Tam da sırtımın üstünden. Bana yeter mi. Bize de kalsın. Mesut iki tabak al, sana ancak yeter,
İşçileri seyrediyorum, herkes kuyrukta. Ter kokulu bedenlerin, yaşam mücadelesi içinde, aynı masada Vatandaş Şükrü bey, bir an birkaç kişi birden kalkınca masadan vatandaş hemen döner ocağına doğru yanaştı. Belki usta kalanlardan bir daha verir niyetine yanaşalım dedi. Hafif bir soluklanma ve sadece kendine ait olan bütün günde sadece 15 saniyelik bir dinlenme anında masaya yeniden, yorgun insanlar doluşmaya başladı.
İşçi tulumlarını giyen insanları gördükçe. Çocukluğumu hatırladım birden. Yıl 1976 Haliç tersanesindeyim, Tkp li dostlarımla ilk tanışmam, sendikalı hayatım. Üzerimizdeki tulumlar. Siyah ellerimiz pastan yıkanmış bedenlerimiz. demirin soğukluğunu ısıtan gençliğimiz. Kocaman karavanaya batan kepçeler, çelik tabaklarımızda yarı yıkanmış bir gün önceden kalmış kaşıkla yemeğe yumuluşumu hatırladım.
Siz hiç, çöpçülerine ismiyle hitap eden bir Vatandaş gördünüz mü? Mesleği Başkanlık olan.
Yani ayaklarına kırmızı halılar serilmeyen. Protokolü olmayan. Ve de tüm personelin el pençe divane durmadığı Vatandaş Şükrü’ yü gördünüz mü?
Mahalleden Ahmet le horon oynayan. Sağ tarafında bakkal Nuri. Karşısında emekli yaşlı dayı ile horon tepen. Hani bıraksalar davulu çalacak kadar onurlu. Nefesi yetecek kadar gururla zurnayı çalmak isteyen bir vatandaş Şükrü gördünüz mü?
Görmediniz. Göremezdiniz.
Siz hiç! Elleriyle tavuk döneri, ekmeğin kutal tarafına parmakları ile parçalanmış tavuğu sokmaya çalışan ve her biri çöpçü selim gibi sıradan yani, elleri kirli dahi olsa çöp arabasından gelip yemeğe saldıran bir vatandaş.
Sıfır kompleks, şahane samimiyet, onurlu ve gurulu iş ahlakı, sırtında ceketi, boynunda kaşkolu, Ben bugün Vatandaş Şükrü ile beraberdim, sıradan biri işte. Hani Benjamin Franklin Airlines te, kendisine President dediğimiz adamla birlikteydim. Yani vatandaşın biri işte. Halk içinde, nerden geldiğini unutmayan ve onu yaşayan, istediğin an dokunabileceğin. Hatta konuşurken araya girip, başkan beni tanıdın mı? Direk ismiyle hitap eden unutmayan, el ense çeken başkan mı?
Ben bugün Vatandaşın biri ile beraberdim işte.
Hani ulaşılmazdı. Dokun kardeşim. Git yanına hatta yanağından bir makas al. Ne haber ağbi de. Sarıl. Konuş, hatta ateşin var mı, sigaranı yaktır. İstediğin zaman dokunabilirsin. Halkın içinden çıkmış bir vatandaş Şükrü bey gördüm.
Başka şeylerde gördüm bugün.
Kurban kesilirken kana dayanamayan, belinde çakaralmaz bulunan zatı şahaneleri Avni. Birden ben kurbana dayanamam deyip kaçarken. Murtaza’ nın Bin kişinin kafasını kestin buna mı dayanamıyorsun latifesinde, aslında Sarıyer siyasetinin son 6 yılını gördüm! Enteresan…
Hemen aklıma Sarıyer de siyasi şehitlik kurulması için meclise teklif vermemiz gerekir Hacı ağbi dediğimde, Bir Gazi olan Hacı Bayraktar şehitlik olamaz, o farklı bir mertebedir. Dedi. O zaman siyasi mezarlık olsun ağbi dedim.
Sanırım şubat ayının ilk pazartesi günü bu teklifi meclise benim yapmam gerecek!
Yılın büyük siyasi transferini gördüm. Murtaza Koçkaya’ nın Nasuh ve Hacı ağbinin ortasına oturmuş 500 kişiyle kuzeyli oldum sözleşmesini resimli olarak belgeledim.
Hey Başkan geliyor. 10 tane koruma. Ellerinde telsizler. Alanda toplanmış Başkanını görmek isteyen partililere, elindeki cop ve kalkanlarla vuran korumalar, Kırmızı halı. 4 tane araç orta ölçekli. Çekil ulan. Çekil. Kimsin ulan sen. Tutuklayın ulan bunları.. Yaa. Ben o zamanları da görmüştüm.
Muhtarın protokolle geldiği yerde Belediye Başkanının vatandaş gibi gelişini de gördüm.
Girişte davul Zurna ile oynayıp. Çıkışta aynen devam eden, Vatandaş Şükrü den bahsediyoruz. hadi canım sende.
Gözlerim daldı. Her an tetikteydim. Şimdi Ak partililer basacak burayı ve kavga çıkacak bende tam haberin ortasına düşecek ve bana malzeme çıkacaktı. Alışmıştım. Mutlaka bir provokasyon olmalıydı. Şansa bak kimsecikler yoktu. Yılbaşının ilk cumartesisi ve sabahın erken saatlerinde akşamdan kalan kadehlerin yorgunluğunda bir tek AK insan yoktu. Gözlerim sabahın mağrurluğunda etrafa boş boş bakarken, şahane bir organizasyona fitne sokacak bir tek insan yoktu. Kendimi mağdur ve beceriksiz hissettim.
Bende etrafı seyrettim. Lakin derelerde sorun vardı onu halledemedim.
Mustafa BALCI.