Son Dakika Haberler

Mektep – Okul

Mektep – Okul
Okunma : 138 views Yorum Yap

Tüm Osmanlı İmparatorluğu yönetimi boyunca Osmanlı tebası mektep medrese, tekke ve
zaviyelerde sınırlı eğitim görmüştür. Sarayın etrafında mutlu bir azınlık ise
mülkiye,idadi,rüştiye mekteplerinde saray hizmetlerini görmek üzere
eğitilmiştir.Bu mekteplerin en temel sorunu bilim eğitimi verememesidir. Bir
anlamda teokratik eğitimin etkisinden kurtulamamıştır.

Birinci Paylaşım Savaşı sonrasında bilimsel eğitim veremeyen Osmanlı çağdışı kalarak üç
kıtadaki topraklarını ve tüm zenginliklerini gönüllü olarak verme yoluna
gitmiştir.

Osmanlının son döneminde yetişen aydınlanmacı bir grup insan Rönesans ve Reform’un
Avrupada meydana getirdiği yenilikleri görmüş ve ülkelerinde uygulamak
istemiştir. Osmanlı temsili bir meclis kursa da göstermelik olmaktan ileri
gidemeyip, padişahın saltanatının ve hilafetinin etkisinden kurtulamamıştır.
Sevr anlaşmasının maddelerinin ülkelerine getirdiği karanlık dünyayı gören bir
grup Jön Türk kurtuluş mücadelesi vererek Anadolu topraklarında bağımsız bir
ülke kurmayı başarmışlardır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde gerçekleşen bu kurtuluş mücadelesi sonunda
gerçek kurtuluşun bütün vatandaşların çağdaş ve modern bir eğitimden geçerek
olacağı kesinlikle anlaşılmıştır. Bu yüzdendir ki cumhuriyetin ilk
eylemlerinden biri modern okullaşma olmuştur.

Saray etrafında sadece okuma yazma bilenlerin ulema ve umera sınıfından sayıldığı
Osmanlının zaafları bilindiğinden dünya tarihinin en heyecanlı ulusal
bağımsızlıkk hareketlerinden biri olan Kurtuluş Savaşı’nın sonunda Atatürk ve
cumhuriyet kurucu aydınları Batıda olan ilkokulları, ortaokulları ve yüksek
okulları derhal kurma kararı almıştır.

Büyük önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk işgalcilerle anlaşan, ordularını lav eden
padişaha rağmen kendi ordusunu kendi kurarak dünyanın en güçlü devletlerine
karşı giriştiği topyekün bağımsızlık savaşını büyük bir zaferle
sonuçlandırmıştır. Bu başarının eğitim ve ekonomi ile desteklenmediği sürece
kalıcı olmayacağını kesinlikle görmüştür. Bu amaçla İzmir’de iktisat kongresi
düzenleyip ekonomik zaferleri hedeflemiş, Latin harfleriyle dünya ile entegre
Türkçe bir alfabe oluşturup, okuma yazma oranını ve orta ve lise öğrenim
oranını arttırmak için derhal çalışmalara başlamıştır. Bu dönemde yetiştirilen
eğitmenler, öğretmenler Anadolunun kültürlenmesi için adeta cansiperane bir
azimle çalışmışlardır. Cumhuriyetin ilk döneminin oluşturduğu tüm müfredat
programları, başarı ile uygulanmıştır. Bu yüzdendir ki alfabenin ilk kabul
edildiğinde bunları derhal işçiye köylüye hamala öğretin diyen Mustafa Kemal
öngörüsü başarılı olmuştur. 1945lere gelindiğinde Atatürk’ün işaret ettiği
işçilerden, köylülerden dünyanın tüm meselelerini anlayan öğretmenler,
profesörler, yazarlar ve değerli bir basın ordusu kurulmuştur.

Çok partili rejime geçildikten sonra ülkemizde sihirli bir el değmişçesine kurulan
bütün okullarda yapısal değişikliğe gidilmiştir. Cumhuriyet kazanımlarından
olan halkevleri kapatılmış, cumhuriyet öğretmenlerini yetiştiren köy
enstitüleri, öğretmen okulları,eğitim enstitüleri kademeli olarak
etkisizleştirilip kapatılma yoluna gidilmiştir.

Günümüzde kendi üretimini kendi yapan, kendi ürettiğini tüketen vatandaş yerine yabancı
üretimlere hayran, yabancı malları tüketmeyi bir ayrıcalık sayan insan tipi
eğitim öğretim kurumlarının etkisizleştirilmesiyle gerçekleşmektedir.

Burada en çok dikkat çeken konu başarı konusunda kendisini kanıtlamış eğitim öğretim
kurumlarının kapatılmasıdır.

Günümüzde de devam eden bu anlayış,pazar ekonomisi anlayışıyla ülkemizin en bilimsel
üniversitelerini etkisizleştirmiş,bununla da yetinmeyip ilköğretim okullarında
modernleşme adına kavram ve anlam karmaşası yaratılmıştır. Yine ortaöğretim
kurumlarında da müfredat programları durmaksızın değiştirilerek kavram ve anlam
karmaşası daha üst düzeye çıkarılmıştır.İlkeleşmiş ve kurumlaşmış cumhuriyet
eğitim kurumlarında denenen yeni anlayışların nereye varacağı sanırım yapanlar
tarafından da net bilinmemektedir.

MYETİŞ